Kitap incelemelerimi, genellikle kitabı sonradan hatırlamak için, yani kendim için yapıyorum. O yüzden bazılarını saçma, yararsız,ilgisiz ve gereksiz bulabilirsiniz.
bhmflzf isimli kullanıcının yazmış olduğu incelemeye tamamen katılıyor ve herkese okumasını tavsiye ediyorum.
Kitapta komünizm felsefesinden ziyade tüketim toplumu eleştirisi mevcut. Okurken; kendi tüketici davranışlarınızı düşünüp, bazılarını anlamsız bulacağınızı ve kapitalist sistemin bizi aldatmak için ne tür oyunlar oynadığını, daha net göreceğinizi düşünüyorum.
Kapitalizmin; bizi, ihtiyacımız olmayan şeylere bağımlı kıldığını, ve bu ihtiyaç ötesi şeyleri bir arzu nesnesine dönüştürerek, bizden iş gücümüzü ve zamanımızı çaldığını, bizi "gösterişçi tüketim"in kölesi yaptığını, sistemin kendi yarattığı problemleri (küresel ısınma gibi) bireylerin üzerine yıkarak, kendini temize çıkardığını, ekolojik ve etik tüketim gibi yalanlarla insanları dolandırdığını gösteriyor.
Güzel bir çeviri olduğunu düşünüyorum, az sayfasına rağmen dolu bir kitap, rahatlıkla ve insanı bunaltmadan okunuyor. Herkese tavsiye edebileceğim bir eser.
İyi okumalar dilerim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Doğaya saygı duyarak (daha akıllıca, daha az tüketerek ve daha az israf ederek) ve karbon salınımını azaltmaları yönünde hükümetlere baskı yaparak ilerleme sağlanabileceğini söyleyen mitlere körü körüne inanan insan ise ideolojik açıdan sermayenin ekmeğine yağ sürmüş olur.
Seçme hakkı bir paradokstur, der Renata Salecl. Ne kadar çok seçeneğimiz varsa, neyi seçeceğimize dair gerginliğimiz o derece artar. Seçimlerimiz sosyal olarak da yönlendirilir. Hiçbir zaman sadece "kendimiz için" alışveriş yapmayız; farklı derecelerde de olsa başkaları için alışveriş yaparız aslında. Moda ya da önem verdiğimiz birilerinin (arkadaşlarımızın, iş arkadaşlarımızın, ailemizin) zevkleri tarafından yönlendiriliriz.
Piyasaya, kendimizi sermayenin istediği gibi kullandığı, işini gördükten sonra savurup attığı potansiyel aktifler olarak
görmeye zorlandığımız, özgür ve bağımsız emekçiler olarak çıkıyoruz.