Sabretmem gerekiyor, tâ ki sabrım sabrıma tahammül edemeyene kadar. Sabretmem lazım, tâ ki Allah meselem için bir kapı açana kadar.
Ve sabretmem lazım, tâ ki sabrım, sabretmem gereken bir meseleye sabrettiğimi bilene kadar.
İmâm Şâfiî Rahmetullahi Aleyh
-Korkular ruhunu kuşattığında
-Üzüntüler kalbini ele geçirdiğinde
-Endişe ve kaygılar seni bunalttığında -Tüm benliğinle de ki: "Allah'ın bizim için yazdıklarından başka, başımıza hiç bir şey gelmez. O, bizim mevlâmızdır. Öyleyse müminler, yalnız Allaha güvensinler.” Tevbe 51
Abdülaziz Kıranşal
"... Kabustan uyanmak kolaydır, " demişti. "Ama kabusun dehşeti geçtikten sonra geride kalan düşünceler ve fikirler, kabusun kendisinden bile kötüdür."
İnsan, duvarlarla çevrili, pencereleri parmaklıklı, kapısı kilitli, delilerle dolu bir odada bulunabilir, hatta tek başına bir tecrit hücresine tıkılabilirdi, ama içinde bulunduğu oda orası değil di aslında. İnsanın asıl bulunduğu oda hatıralarından, ilişkilerinden, olaylardan, bin bir çeşit görünmez güçten oluşuyordu. Bazen delüzyonlardan. Bazen halüsinasyonlardan. Bazen arzulardan. Bazen hayallerden, umutlardan ya da hırstan. Bazen öfkeden. Önemli olan, gerçek duvarların nerede olduğunun ayrımına varabilmekti.