“Sadece çok güzel şeylerin insanın içinde uyandıracağı bir kederle ilk o gün tanışmıştım. Geceleri yüzümü yastığa gömüp ağlarken sevinçten mi, yoksa hüzünden mi ağladığımı bilemediğim bir kendini bilmezlik gelmişti üzerime. Dizginleri tutmakta zorlandığım yabani at gibi bir şeydim artık. Bıraksalar dünyayı koşacak haldeydim. Aşık olmuştum.”
“O ilk birkaç günde hissetmeyi ertelediğim ne varsa başıma üşüşmüştü. Bir şeyin içindeydim, onun hakkında konuşmak, bana olan şeye anlam verebilmek için önce biraz dışına çıkmam, çıkabilmem gerekiyordu.“