Onlara göre sevgi ve anlayış aynı şeydi. Büyükanne, anlamayacağı bir şeyi sevemeyeceği söyledi. İnsanları ve Tanrı'yı anlamazsan, ne insanları ne Tanrı' yı sevebilirdin.
Büyükanne ve büyükbaba birbirlerini anlıyorlardı ve dolayısıyla seviyorlardı. Büyükanne yıllar geçtikçe anlayışının derinleştiğini ve ölümlü insanların düşünebileceği ve açıklayabileceği şeylerin ötesine geçtiğini sandığını söyledi..
Kendi hakkımda hiçbir şey bilmeyişim, Siddhartha'nın bana böylesine yabancı, böylesine bilinmez kalışı bir nedenden, bir tek nedenden kaynaklanıyor: Kendimden korkuyordum çünkü, kendimden kaçıyordum! Atman'ı arıyor, Brahman'ı arıyordum; Ben'imi parçalara ayırmak, kabuklarından birer birer soyup almak, bilinmedik özünde tüm kabukların çekirdeğini, Atman'ı, yaşamı, Tanrısal'ı en son nesneyi ele geçirmek istiyordum. Ama bunu yaparken kendi kendimden oldum.