"Tıpkı diğer herkes gibi, seni de gerçekten anlamaya çalışmadım. Oysa her şeyin farkındayım, evet her şeyin! Korktum, incinmekten korktum... Uzun cümlelerimle seni sıktığımın, tüm anlattıklarımın seni eski, kötü anılara sürüklediğinin farkındayım. Ben sadece... Sadece anlatmak istiyordum. Çünkü..."
'Bu şehir bazen bir felakete uğramış gibi sallanmaya başlayıp üstüme çökünce kendimi sokağa atıyorum. Kocaman beton binalar, hatta o yemyeşil ağaçlar bile ne kadar küçük olduğumu yüzüme vurmak için üzerime geliyor. Keşke diyorum... Keşke tanıdık bir yüz görsem de içimi ona döküp bu ıssızlıktan kurtulsam, içimdekiler bir tsunami gibi bu beton yığınlarını yutar o zaman'
Kayıp Savaşın İzleri isimli kitap öncelikle beni çok etkiledi, okurken yaşayabildiğimiz kendimizi hikayeye kaptırabildiğimiz mükemmel bir olay örgüsüne sahip. Elime bir alışta bitirdiğim bir kitap. Okurlara şiddetle tavsiye ediyorum.
Olay örgüsü, farklı karakterlerin yaşantıları ve bu farklılıkların ortak bir noktada kesişebiliyor olması çok etkileyici. Aktarılmak istenilen düşünceler çok özel, bununla birlikte oldukça sade ve anlaşılır. Sonunu merakla beklememin yanı sıra okuduğum sayfalardaki ana beni odaklayabilmesi de ayrıca keyifliydi. Aynı tadı alarak okuyabileceğimiz yeni kitapları heyecanla bekliyorum.