Yaprakları döken dalları kıran bir sonbahar rüzgârı yüzümüze geçiriyor tırnaklarını. Bu telaş bu göçebelikten hali bu hastane önü koşuşturmaları hiç bitmeyecek gibi. Bak biz de ölüyoruz yavaş yavaş. Kimselere sezdirmeden, bağırıp çağırmadan bir köşeye çekilmiş ölüyoruz.