Semaniye
Pencere göğü, gergilik tülü Derdhan günü, takunya öğünü Kesret süsü, misliyet dürüsü Hulle biçilir, köşe köşk dizilir Semada iki diri taht kurulur Devir yolu, ilim oluğu Akan zemin, akan serim Su düğümü, netice düğünü Yeşil sırma, emanet hırka Selamet emniyet bu ırka Ne nev ne senevi, imani a h s e n
Alıntı
İslambol ve Kitap ilkleri..
İstanbul'da ilk kültür müesseseleri temeli İstanbul'un fethinden sonra atılmış olup önce Pantokrator manastırının üst katındaki papaz odalarında bir medrese kurulmuş (Zeyrek medresesi) ardından Ayasofya'da bir medrese kurulularak öğretimi başlanmış ve Semaniye medreseleri kuruluncaya kadar şehirde öğretim kiliselerden çevrilen cami ve medreselerde sürdürülmüştür. ***Fatih'ten sonra ilk yapılan binalardan biri olan Beyazıt'taki eski Saray aynı zamanda şehirdeki İlk kütüphaneyi de barındırıyordu..
Sayfa 20 - Şimdiki Zeyrek Camii
1000Kitap
Reklam
1541-1600 yılları arasında yaşayan Mustafa Ali, Gelibolu'lu Abdullah oğlu Ahmed'in oğludur. Osmanlı bürokrasisinde önemli bir yere gelen Mustafa Ali, gençliğinde köklü bir eğitim görmüş, bu süreçte Arap aruzunun üstadı Muhyiddin Efendi'den Arapça dili ile ilgili tedrisat almıştır. Bu tedrisat, onun ilmi çalışmalarındaki yetkinliğini arttırmıştır. Mustafa Ali, 1556- 1560 yılları arasında İstanbul'da medreseye intisap etmiştir. Ali'nin öğrencilik döneminde Rüstem Paşa, Haseki ve Semaniye medreselerine devam ettiği görülmektedir. Ali'nin 1558 yılında veliaht Selim'e "Mihr ü Malı" unvanlı eserini takdim etmesi, onun mesleki hayatına yön vermesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Mustafa Ali, bu tarihten itibaren Lala Mustafa Paşa'nın yanında II. Selim'le olan yazışmaları düzenlemeye başladı. Mustafa Ali'nin Il. Selim'in cül0suyla şöhreti arttı ve tarih hadiselerini öğrendiği Nişancı ile bu dönemde tanıştı.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Aklî ilimlerin gerekliliği hakkındadır
Osmanoğulları Devleti’nin başlangıcında Sultan Süleyman Han zamanına gelinceye kadar felsefe ile Şeriat ilimlerini cemeden muhakkikler meşhurdu. Ebul Feth Sultan Mehmet Han, Semâniye Medreselerini kurup vakfiyesinde “usulüne uygun olarak tedrisat yapılsın” diye kayıt koydu. Vakfiyede ders olarak Haşiye-i Tecrîd ve Şerh-i Mevâkıf derslerini (kelam ve akaid) tayin etmişti. Sonra gelenler “Bu dersler felsefeyîyattır… “diyerek kaldırdılar. Yerine Hidaye ve Ekmel derslerinin (fıkıh dersleri) okunmasını uygun gördüler. Yalnız onlarla yetinmek makul olmadığından ne felsefîyat kaldı ne de Hidaye ve Ekmel kaldı.
Sayfa 22 - Tin
Düşünce
Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde insanların bölük bölük Allah'ın dinine gireceklerini haber veren Nasr Sûresi nâzil olduğunda, artık Resûlullah'ın (asm) dünyadaki görevinin bitmek üzere olduğunu hisseden Hz. Ebû Bekir ve Hz. Abbas (ra) ağlamaya başlar. Kezâ, Hz. Peygamber ömrünün sonlarına doğru bir konuşmasında "Bir kul dünyada kalmakla Allah'a dönmek hususunda muhayyer bırakıldı. O, Allah katında olanı seçti." deyince, Hz. Ebû Bekir gözyaşlarını tutamaz. [¹] Halbuki aynı hadîsi duyan nice insan, o anda Hz. Ebû Bekir'in hissettiğini hissetmez. Hz. Ebû Bekir, Veda Haccı'nda nâzil olan "Bugün dininizi kemâle erdirdim ve size olan nimetimi tamamladım." [²] âyetini duyunca "Kemâlden sonra ancak noksan vardır" der. Hz. Peygamber'in vefatının yaklaştığını hisseder ve ağlar. [³]
Sayfa 28 - OSAV Yayınları - [¹] Buhârî, El-Câmiu's-Sahîh, Menâkıbu'l-Ensâr, 45. [²] Kur'ân, Mâide, 3. [³] Mahmud Alûsî, Ruhu'l-Ma'ânî, c. 1, s. 7-12.·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam