Hiçlik.

Hiçlik.
@semanurdogan
Cehlimi bilmeyecek mertebe câhil değilim Bilirim rütbe-i noksânımı kâmil değilim
Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmeni- Çocuk Gelişimi
Lisans- Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi-İstanbul Üniversitesi
1999
129 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Evet, bilincimiz gündelik yaşantının yapılması gerekenlerinin kuşatmasındaydı. Her an bir şeylerin peşinden gidiyorduk, çalışmazsak değersizdik, hayatı anlamlandırmak için sürekli çalışıyor, çalışmadığımızda da kendimizi uyuşturmak için diğerleriyle buluşuyor, sosyalleşiyor ve merakımızı her an diğerlerine vererek potansiyelimizi kurban ediyorduk.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Reklam
Eski bir Tibet hikayesi... Kitabın temelindeki anafikri yansıtan esas kısım.
“Bir gün bir Tanrı, gezegenin en yüksek dağında oturmuş düşünüyormuş. Yanına hınzır arkadaşı gelinceye kadar aklı elindeki tohumlardaymış. Arkadaşı, ‘Onlar ne diye?' sormuş. Bizim Tanrı, ‘Tohum.’ demiş. Hınzır arkadaşı, ‘Ne tohumu?’ demiş, bizimkisi, ‘Benim potansiyelimin tohumu... İçimde o kadar olasılıklıyım ki, her bir ihtimalimi bu tohumların her birine yükledim, olgunlaştıklarında onlara bakarak kendimi deneyimleyeceğim.’ diye açıklamış. Hınzır olan, ‘Tanrı tohumu! Bu hiç de akıllı bir fikir değil dostum.’ demiş. Bizimkisi, ‘Bir Tanrı’nın kendini deneyimlemesinden daha akıllıca ne olabilir ki’ diye cevap vermiş. Hınzırsa, ‘O tohumlar olgunlaşıp asla senin potansiyeline erişemezler!’ diye çıkışmış. Bizimkisi, ‘Niye bu kadar kesinsin?’ dediğinde, hınzır Tanrı, ‘Bu tohumlar, olmalarını istediğin şey olabilmek için sürekli gelişmeliler. Gelişmenin kendisinden başka bir nedene sahip olmayan bu şeyler nasıl senin olasılıklarına dönüşsünler, onlar için amaç ne Motivasyonları ne’ diye sorgulamış ve gülerek, ‘Senin tohumların başarabileceklerini sanmıyorum.’ demiş. Bizimkisi açıklamış, ‘Onları bir seraya koyacağım ve ‘merakla’ besleyeceğim.’ Hınzır Tanrı, ‘Neyin merakıyla?!’ diye sormuş, bizimkisi yine açıklamış, ‘Kendi potansiyellerinin merakı.’ Tohumların yaratıcısı, yarattığı şeyin bir gün kendi potansiyelini dolduracak farkındalıkta, Tanrısal bir şeye dönüşeceğini savunurken, diğeri bu tohumların ancak, beslenme zincirinde yeri olabilecek basit tohumlar olacağını, içlerindeki potansiyele rağmen asla Tanrısallaşamayacaklarını savunup durmuş. İki Tanrı arasındaki sohbet birkaç dakika sonra iddiaya, birkaç yüzyıl sonraysa oyuna dönüşmüş. Tasarımcı Tanrı tohumları seraya yerleştirmiş ve onları ‘merakla’ beslemiş... "İş iddiaya binince, hınzır Tanrı gündelik yaşantıyı
Edebiyat
İlham falan, bunlar ağır gelir bu küçük beyinlere, fark edilmek istiyorlar. Fark edilmiş biri tarafından fark edilmek! Varoluşlarının başka biri tarafından onaylanmasını istiyorlar. Bunlar sadece gündelik yaşantının kısır tohumları.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Kansere çare bulsaydım, demiri ilk işleyen adam olsaydım, yani gerçek bir şey yapmış olsaydım böyle mi karşılayacaklardı beni! Tabii ki hayır. Adımı zorla öğreneceklerdi, sınavda bin kere sorulsa bile...
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Şöhret bir Tanrı'ya hayat veren ilk şey, ikincisiyse insanlarda uyandırdığı inanç.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam