Camus, “duyguyu değil duygunun yokluğunu” anlattığı bu kitabında insanın dünyaya atılmışlığını, hayatın büyük bir anlam taşımadığını ve toplumun dayattığı sahte duyguları sorgulatıyor. Meursault’un duygu göstermemesi aslında bir duyarsızlık değil; toplumun ondan beklediği rolü oynamayı reddetmesidir. Annesinin cenazesinde ağlamamasını herkes suç sayar ama Camus’nün asıl gösterdiği şudur: Toplum seni davranışlarınla değil, o davranışları ne kadar iyi sahnelediğinle yargılar. Bu da bize şu soruyu düşündürüyor: “Sen yaşadığın hayatı gerçekten kendin mi seçtin, yoksa toplumun kuklası mısın?”
Sonuç olarak okunabilecek güzel bir tirat.