Semih Şen

Semih Şen
@semihsen35
İsrailoğullarının Egemenliğini Pekiştirememesi Tespiti
(Not: Bence halen geçerli bir tespit.) İsrailoğulları zamanında aynı durum Suriye için de geçerliydi. Orada birden fazla oymağa bölünmüş sayısız kabileler vardı: Filistin ve Kenan kabileleri, Esavoğulları, Medyenliler, Lûtoğulları, Yunan, Amâlika, Edomiler, Aramiler, Girgasiler ve Nabatîler. Mezopotamya ve Musul çevresinde de sayılamayacak kadar çok ve çeşitli kavimler bulunuyordu. İsrailoğulları, devletlerini kurma ve egemenliklerini pekiştirme konusunda büyük zorluk çekti ve onların saltanatlarında tekrar tekrar sıkıntılar yaşandı. Muhalefet kendi saflarına da sirayet etti ve hükümdarlarına karşı çıkıp isyanlar ettiler. Asla kesin olarak yerleşik bir iktidara sahip olamadılar ve sonuçta diaspora dönemine geçtiler; Persler, Yunanlar ve nihayetinde Romalıların egemenliği altına girdiler. Allah dilediğini yerine getirme gücüne sahiptir. Yusuf, 12/21
Sayfa 250 - ibn haldun·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Mağlup Milletler Galip Milletleri Her Bakımdan Taklit Ederler
Bunun sebebi şudur: İnsan her zaman kendisini yenende bir üstünlük bulunduğuna ve ona boyun eğilmesi gerektiğine inanır. Gerek kendisinde uyandırdığı saygıdan, gerekse yenilenin kendi yenilgisini normal bulmayıp bunu, yanlış yere, yenenin mükemmelliğine bağlamasından dolayı yenen kişiyi üstün görür. Bu yanlış değerlendirme devam ettirilirse, inanca dönüşür. Yenilen daha sonra yenenin bütün geleneklerini benimser ve ona benzemek ister. Körü körüne taklide yol açan sebep işte budur. Yenenin üstünlüğünün –Allah elbette doğrusunu bilir– cesaretinden veya asabiyetinden değil de, sadece inanç, görüş ve yaşayış tarzından ileri geldiği yanlışına da düşülebilir. Bu da, az önceki gibi, yanlışı bir üstün görme anlayışıdır. Bunun sonucu olarak da mağlup galibe benzemek için elinden geleni yapar: Onun kuşamını, bineğini, silahlarını vb. kopya etmeye başlar. Nitekim çocukların anne babalarının karşısındaki durumları da böyledir: Ebeveynlerinin mükemmelliklerine inandıkları için onları her zaman taklit ederler. Benzer şekilde, bütün ülkelerde, o ülke sakinlerinin kendilerine egemen olan sultanın muhafız ve askerlerinin kıyafetlerinden sıklıkla etkilendiğini gözlemleriz.
Sayfa 222 - İbn Haldun·Kitabı okuyor
Alıntı
Mukaddime'de Predarwinizm
Canlılar âlemi daha sonra gelişir, türleri artar ve yaratılışın kademeli ilerleyişinde, tefekkürle ve eyleme yönelik düşünceyle donatılmış insanda doruk noktasına ulaşır. İnsanî düzeye maymunlar âleminden sonra erişilir. Maymunlar âleminde zekâ ve algıya rastlanır, fakat tefekküre ve eyleme yönelik düşünce seviyesine henüz ulaşılmamıştır. Bu yetenekler ancak maymunlar âleminden sonra gelen insanlık aşamasının başında görülür. Yaptığımız gözlemlerin erebildiği nihâî nokta budur.
Sayfa 146 - İbn Haldun·Kitabı okuyor
Alıntı
Siyahlar Hakkında
Mesûdî, Siyahların hafiflik, taşkınlık ve coşkunlukarının sebeplerini araştırıp izah etmeye çalışmıştır. Fakat onların bu karakteri, beyinlerinin zayıflığına, dolayısıyla da akıllarının kıt oluşuna bağlayan Galen (Galenos, Câlînûs) ile Yakup ibn İshaj el-Kindî'nin görüşlerini aktarmaktan ileri gidememiştir. Hâlbuki bu iddia, inandırıcı ve ispatlanmış değildir.
Sayfa 133 - İbn Haldun·Kitabı okuyor
Alıntı
Deri Renklerine İlişkin İsimlendirmelerde Beyazların Tutumu
Kuzeydekiler derilerinin renkleriyle tanımlanmazlar, çünkü bu tür isimlendirmeleri yapanlar zaten Beyazların kendileridir. Cildin beyazlığı onlar için sıradan ve yaygın bir şeydi, bunda garip, yadırganacak bir yan yoktu, dolayısıyla kendi derilerinin rengini belirten bir terimle ilişkilendirme ihtiyacı hissetmediler. O yüzden oralarda (kuzeyde) yaşayan farklı boy, soy ve milletlerden kimseler (Beyazlar şeklinde adlandırılma yerine), Türkler, Slavlar, Dokuz Oğuzlar, Hazarlar, Lânlar (Alains), pek çoğu da Frenkler, Ye'cûc ve Me'cûc gibi değişik ve çeşitli adlarla adlandırılırlar.
Sayfa 130 - İbn Haldun·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam