Roman, ana karakterimizin hayata bakış açısını, teorilerini, toplumsal ahlakın sorgulanmasını, aile ilişkilerini, dostlarını, düşmanlarını, tüm bunlarla olan ilişkilerini, hem fiziksel, hem ruhsal olarak inceliyor, nakış gibi işlenmiş satırlardan akıyor.
Raskolnikov’un hayatına giren her bir karakteri derinlemesine inceliyoruz ve incelerken onlarla beraber sanki onların evlerine konuk olmuş, o sahne içinde bir köşeden izliyoruz tüm olanları.
Dostoyevski’nin betimlemelerini oturup burada anlatmaya çalışmak, onlara yorum yapmak benim gibi biri için çok ayıp olur ama bu romanında resmen en uç noktaları yaşamış ve biz okurları esir almış yumrukluyor adeta.
Romanın geçtiği Petersburg’a gitmiş, oraları görmüş olmamında tabi büyük etkisi var sanırım. Bahsettiği Neva nehrinden, bazı sokaklarınından bizzat geçtiğim için, romanın da üstümde yarattığı etki sanırım bir hayli yoğun oldu.