Emrah Boz

Kantar Köprü'nün yanında, Üç küçük değirmen. Dağlar uludur, Tanrı uludur Vakit yeşildir, sabaha karşı Sırtlarında tatlı düşlere benzer yüklerle köylüler Ya gelmiş, ya gelecektir...
1000Kitap Gerçek Okurlar
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
YALNIZLIK İPUÇLARI söz yavan bir mecazdan dağılır sayfalara yarılan karpuz kadar çekirdeğin kaderi pürüzsüz bir yapraktan kayan yılana benzer anadan üryan kızın omuzdan akan teri bir yanım boşluk dağı diğer yanım karanfil yola çıkılan ayak çelinmeye de razı duayı tablo gibi yeryüzü duvarına çakarken bileğimde nöbet tutuyor sizi kalp yontucu bir allah kötürüm kalabalık beni çağıran kapı annem sesli bir keder masumiyet beline yaslanıp nazlanmışım göğsümde ufalanmış rüya küçümseyenler sadece şair yanar kendi tanıklığına müşahitler gölgede ve çatır çutur anız her karıncanın sırtı başka buğday yine de eşit değil tanrıya toplam yalnızlığımız
1000Kitap Gerçek Okurlar
Benim göğüm, üzerime yıkıl
Tam o sırada gördüm ve tanıdım Ellerime aldım kalbimi. Koştum akan suya sakince yıkadım Kuyudaki çocuk annesi ve kurak topraklar Maden ocakları açlık ve sac barakalar Dikenli pamuk tarlaları ve pet şişeden ayakkabılar Damarlarımda uyanacaklar Bağışla beni allahım dedim affet öfkeyle titredi ellerim En baştan bilmeliydim. "Kalplere Nefreretin Nasıl Ekildiğini
GÖRDÜĞÜME MEMNUN OLDUM Seni olmadık yerde hatırlarsam Suç elbette memleketindir. İkidir aynı ismiyle geçen adam Şu uzaklar, en çok hangimizindir? Sayfa sayısına bakmadan İştahla okuduğum bir kitap oluyorsun. İkidir aynı ismiyle geçen adam Kuruttuğum gülü göğsünde taşıyorsun. Hãyli zaman oldu, yüzümüz görünmüyor. Ne mutlu ezberinde bazı gözler olanlara. Çocuklar iki yaş birden büyüyor. Hâyli zaman oldu, yüzümüz görünmüyor. Huyumdur, uğrunca isim koyarım kitaplara En çok da yazarlar bağışlasın beni. İkidir aynı ismiyle geçen adam Hâlâ bir ad bulamadın bana değil mi? Benim denize karşı durmuşluğum vardı Ekmek derdine düşmem gerekirken. Kapılardan kovulmuşluğum vardı Kimseler buyur etmez evine ikimizi birden. Ikidir aynı ismiyle geçen! Bir diğer sefere aşkı sen al Gurbeti ben
1000Kitap Gerçek Okurlar
Misafirler girip çıkıyor oturma odalarına İçeride bir dağ ölmüş, elleri hâlâ sıcak Bir bataklığı dolduruyorlar çay bardaklarına Üzülüyor çocuklar, böyle hatırlamadıkları eve
1000Kitap Gerçek Okurlar