Kantar Köprü'nün yanında,
Üç küçük değirmen.
Dağlar uludur, Tanrı uludur
Vakit yeşildir, sabaha karşı
Sırtlarında tatlı düşlere benzer yüklerle köylüler
Ya gelmiş, ya gelecektir...
YALNIZLIK İPUÇLARI
söz yavan bir mecazdan dağılır sayfalara
yarılan karpuz kadar çekirdeğin kaderi pürüzsüz bir yapraktan kayan yılana benzer
anadan üryan kızın omuzdan akan teri
bir yanım boşluk dağı diğer yanım karanfil
yola çıkılan ayak çelinmeye de razı
duayı tablo gibi yeryüzü duvarına çakarken bileğimde nöbet tutuyor sizi
kalp yontucu bir allah kötürüm kalabalık beni çağıran kapı annem sesli bir keder masumiyet beline yaslanıp nazlanmışım göğsümde ufalanmış rüya küçümseyenler
sadece şair yanar kendi tanıklığına müşahitler gölgede ve çatır çutur anız her karıncanın sırtı başka buğday yine de
eşit değil tanrıya toplam yalnızlığımız
Tam o sırada gördüm ve tanıdım
Ellerime aldım kalbimi.
Koştum akan suya sakince yıkadım
Kuyudaki çocuk annesi ve kurak topraklar
Maden ocakları açlık ve sac barakalar
Dikenli pamuk tarlaları ve pet şişeden ayakkabılar
Damarlarımda uyanacaklar
Bağışla beni allahım dedim affet öfkeyle titredi ellerim
En baştan bilmeliydim.
"Kalplere Nefreretin Nasıl Ekildiğini
GÖRDÜĞÜME MEMNUN OLDUM
Seni olmadık yerde hatırlarsam
Suç elbette memleketindir.
İkidir aynı ismiyle geçen adam
Şu uzaklar, en çok hangimizindir?
Sayfa sayısına bakmadan
İştahla okuduğum bir kitap oluyorsun. İkidir aynı ismiyle geçen adam Kuruttuğum gülü göğsünde taşıyorsun.
Hãyli zaman oldu, yüzümüz görünmüyor. Ne mutlu ezberinde bazı gözler olanlara. Çocuklar iki yaş birden büyüyor.
Hâyli zaman oldu, yüzümüz görünmüyor.
Huyumdur, uğrunca isim koyarım kitaplara
En çok da yazarlar bağışlasın beni.
İkidir aynı ismiyle geçen adam
Hâlâ bir ad bulamadın bana değil mi?
Benim denize karşı durmuşluğum vardı Ekmek derdine düşmem gerekirken. Kapılardan kovulmuşluğum vardı Kimseler buyur etmez evine ikimizi birden.
Ikidir aynı ismiyle geçen!
Bir diğer sefere aşkı sen al
Gurbeti ben
Misafirler girip çıkıyor oturma odalarına
İçeride bir dağ ölmüş, elleri hâlâ sıcak
Bir bataklığı dolduruyorlar çay bardaklarına
Üzülüyor çocuklar, böyle hatırlamadıkları eve