Bu gibi “her şeyi bilen bey'lere bazen, hatta sık sık, toplumun belirli katlarında rastlamak mümkündür. Her şeyi bilir bunlar. Çağımız düşünürlerinin de belirtebileceği gibi, böyle kişiler, hayatın daha önemli sorunlarına ilgi duyacak yeterlikte olmadıkları için huzursuz bir merak ve başka yetenekler taşıyan zekâlarını belirli bir alana yöneltirler. Gene de, “Her şeyi bilirler," derken sınırlı bir alan kastedilmektedir: filancanin çalıştığı yer, kiminle tanıştığı, mali durumu, nerede valilik yaptığı, kiminle evlendiği, karısının drahoması, kiminle üçüncü dereceden kuzen olduğu ve bunun gibi şeyler...
"Neden bu iddiada olduğumu söyleyeyim mi size!" diye başladı. “Buna çok şaştığım halde, o zamanın insanlarıyla bugünküler arasında temelden ayrılıklar olduğu kanısındayım ben. Sanki bambaşka bir soydan, başka bir insan türündendiler. O zamanın insanları tek bir çizgi üzerinde ilerleyen bir düşünce sistemine sahiptiler. Şimdi herkes daha sinirli, daha aydın, daha duygulu. Bugünün insanı karmaşık düşünceleriyle daha bir derin. Ama geçen yüzyıllarda olduğu gibi insanın tek bir parçadan ibaret olmasını da önleyen bu nokta işte. Bunu söylemekteki niyetim..."