Zaman zaman büyük bir merakla gelip geçenleri incelemeye başlıyor, ama ne geçenleri ne de yürüdüğü yeri iyice fark edebiliyordu. Sinirleri gergin, tedirgin bir durumdaydı. Yalnızlağa ihtiyacı vardı; yalnız kalmak, hiçbir çıkar yol aramaksızın, acı veren bir sinir gerginliğine kendini bırakmak istiyordu. Kafasına dolan yüzlerce soruyu çözmek istemiyor, bunları düşünmekten bile tiksiniyordu.
Yalnız şunu unutmamali ki dâhice ya da yeni bir düşünceyi, hatta kafada doğabilecek herhangi bir ciddi fikri ciltler dolusu kitapla, otuz beş yıl da anlatsanız bunu başka insanlara tam olarak aktarmayı başaramazsınız. Kafanızın içinden bir türlü çıkmak istemeyen, ölünceye dek sizinle yaşayacak olan şeyler mutlaka vardır. Böylece de düşüncenizin belki en özlü kısmını kimseye aktaramadan göçer gidersiniz.