Pembe çiçekler açmış penceremde,
Sanki dualar etmişler gecemde.
Bir sevdanın ürperişi gibi ince,
Dokunur ruhuma sabah seherde.
Yapraklarında umut saklı her dem,
Sonsuzluğa açılır bir tek kelam.
Rüzgarla konuşur sessizce, nazla,
Bir çocuğun düşü gibi masum tamam.
Toprakta büyürken değil sıradan,
Gökten bir nur inmiş gibi aradan.
Ben bakınca utanır gibi solar,
Ama Allah bilir, ne derin yaradan.
Her tomurcuk, bir kalbin duası,
Her renk, içimdeki saf niyazı.
Kırılmaz, dökülmez öyle kolayca,
Bir gülüş gibi gelir… sonsuza kadar sâzı.
— Şemse Çiftçili
A little hand, fragile and worn,
Bruised by storms it’s faced alone.
Countless hands reach out to mend,
But still it cannot heal, nor bend.
They cradle, soothe, and softly hold,
Whispering warmth in stories told.
Yet the hand itself hides deepest pain,
A silent ache, a stubborn stain.
Though many try to heal its scar,
The little hand knows who they are.
It waits for strength from deep inside,
Till one day, wounds and pride collide.
Bugün gökyüzü senin gülüşün gibi açık,
Bulutlar bile yumuşak, sanki içimdeki umut gibi.
Küçük şeylerde büyük sevinçler varmış,
Bir kuşun ötüşü bile kalbimi gıdıklıyor.
Dünya bazen sessiz, bazen yorucu olabilir…
Ama senin adını anmak bile yeter huzura.
Kendi yolunda, kendi ışığında yürüyorsun,
Ve ben sana içimden her gün bir çiçek bırakıyorum.
Sevdalık Bir Yürek İşidir
Sevdalık bir yürek işidir,
Dağ görür, taş sever, gül sanır.
Aşk gelir de konar geceye,
Bir nefes gibi, hem var hem yanar.
Sevgi, içten bir duadır aslında,
Bir bakışta bin vefa gizlidir.
Kırılmış bir kalbin köşesinde,
Yar adını muma yazmak gizlidir.
Aşk, Siirt’te bir türküdür şimdi,
Taş evlerin gölgesinde susar.
Sevdalık, bir tel çekilmiş bağırda,
Gülüşüne tutkun yürekte kanar.
Şemse Çiftçili
Bir seni, bir Allah’ı andım,
İkisiyle yaşadım, sustum, yandım.
Gönlümde bir tek sen varsın hâlâ,
Sevdalık dediğin, ömürlük sandım…