Yalnız kalmaktan korkuyorlardı, şeytanların üşüştüğü karanlıktan; pot kırmaktan; Tanrı'nın yargısından, başkalarının ne diyeceğinden; her şeyi cezalandıran mahkemelerden; risk alıp yenilgiye uğramaktan; kazanıp başkalarının kıskançlığına katlanmak zorunda kalmaktan; sevip de reddedilmekten; maaşına zam istemekten; bir daveti kabul etmekten; bilmediği yerlere gitmekten; yabancı bir dili konuşamamaktan; başkalarını etkileyememekten; yaşlılıktan ve ölümden; hatalarıyla göze çarpmaktan; meziyetleriyle göze çarpmamaktan; ne hatalarıyla ne de meziyetleriyle göze çarpmaktan...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İyi diye bir şey yoktur, " demişti ses, "erdem, dehşetin değişik yüzlerinden biridir. Bunu kavradığımız zaman, dünyanın, Tanrı'nın bir eğlencesinden başka bir şey olmadığını da anlarız."
"Düşünceleri yaktım ben, pervasızca, cayır cayır."
Adam yataktan çıktı.
"İnsanın yaşamdaki tüm iyiliklere ve güzelliklere bakıp düşüncelerinin küçücük bir kısmını kağıda dökmesi bir ömür sürüyor. Sonra biz gidiyoruz ve onları fırına atıp beş dakikada cayır cayır yakıyoruz."
"O kitaplarda bir şeyler olmalı, bizim hayal bile edemediğimiz dünyalar olmalı. Kitaplarda güzel bir şeyler olmalı. Yoksa neden yanan bir evin içinde kalmak istesin ki kadın? Boşu boşuna kalmaz insan orada."