Bugün hiçbir şeyi çözmedim belki ama birkaç mandalayı güzel boyadım.
Şimdilik bu da yeterli gibi.
Kalemlerin dağıldığı yerde kafam biraz toparlandı sanki.
Palu Ailesi: Karanlık Sarmal izlerken bir noktadan sonra beynim “bu gerçek olamaz” diye kendini korumaya aldı. Her bölümde yeni bir şok çıkıyor, ben de ekrana bakıp hayat sorguluyorum. Hem aşırı gerici hem de “yok artık” dedirten türden. Bir açtım, kapatamadım… ama psikolojim çıkışta ayrı bir check-up istedi.
Umarım çabuk bitmez dedim ama Pucca’nın son kitabını bitirdim.
“Bitirdim” dediğime bakmayın, kitap göz kırpınca bitti zaten
Ben böyle bir akıcılık görmedim. Kitabı elime aldım, iki sayfa okuyayım dedim… Bir baktım finaldeyim. Bu kadar hızlı biten tek şey benim yeni hayata başlama motivasyonum olabilir.
O kadar kısa geldi ki kitabın ortasında “hah şimdi olaylar kızışıyor” dedim. Meğer kadın toparlayıp çıkıyormuş sjdjdj
Kitap kötü mü? Asla değil.
Aşırı akıyor. Dil yine bildiğin Pucca dili; samimi, rahat, filtresiz. Sanki gece 2’de görüntülü arayıp “bak şimdi sana ne anlatacağım” diyor gibi okuyorsun. Zaten bu yüzden kitap elde kalmıyor, direkt bitiyor.
Ama bazı yerlerde gerçekten “abla iki sayfa daha yazsan ölür müydün” diye içimden geçmedi değil
Tam drama giriyorum, bölüm bitiyor.
Tam karaktere bağlanıyorum, konu değişiyor.
Tam “işte şimdi olay patlayacak” diyorum, kitap bana teşekkür edip kapanıyor.
Final kısmında ise boş duvara bakıp şunu düşündüm:
“Devamını ben mi hayal edeceğim şimdi?”
Kısacası kitap:
%50 ilişki kaosu
%30 iç ses ve ani duygu değişimi
%20 “LAN BU KADAR MIYDI?” hissi
Bir oturuşta okunur, aşırı kafa dağıtır, seni içine çeker. Ama öyle kitabı kapatınca tavana bakıp hayatı sorgulatacak bir tokat etkisi bekliyorsanız biraz hafif kalabilir.
Yine de Pucca’nın olayı zaten bu: seni dertlendirmeden kendi kaosunun içine çekmek