Sena

"O sırada gözü çalışma masasının üzerindeki mavi vazoya takıldı. Vazo boştu, yıllardan beri ilk kez boştu doğum gününde. İrkildi; sanki bir kapı kendiliğinden açılıvermiş, huzur dolu odasına bir başka dünyadan soğuk bir rüzgâr esmişti. Bir ölümü hissetti, ölümsüz bir aşkı hissetti; ruhunda bir şey yarılıp açıldı ve uzaklardaki düşsel bir müzeye kulak kabartır gibi coşkuyla düşündü görünmez kadını."
Sayfa 50·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Bir kadını hayal meyal hatırlar gibi oldu ama akan bir suyun dibinde belli belirsiz pırıltılarla titreşen bir taş gibi muğlak, bulanık bir hatırlayıştı bu. Gölgeler gelip gidiyordu ama bir imgeye dönüşmüyordu. Duygularıyla bir şeyler hatırlayacakmış gibi hissediyor ama hatırlayamıyordu. Sanki tüm bu silüetleri rüyasında, derin rüyalarda sıkça görmüş gibiydi ama hepsi bir rüyaydı sadece."
Sayfa 50·Kitabı okudu
"Ölmek kolay benim için, çünkü öldüğümü uzaktan hissedemezsin. Ölüyor olmam acı verseydi sana, ölemezdim."
Sayfa 49·Kitabı okudu
"Bir su birikintisinin yanından geçer gibi geçip gittin yanımdan, bir taşa basar gibi üzerime basıp gittin, gittin, hep gittin ve beni hiç bitmeyen bir bekleyişe mahkûm ettin."
Sayfa 48·Kitabı okudu
"Ah, bir insanın utancı bakışlarla çarmıha gelir orada, kelimelerle kırbaçlanır."
Sayfa 34·Kitabı okudu