"Ve senin içinde beni sana hatırlatan hiçbir şey olmadığını, senin hayatından benimkine bir örümcek iplikçiği kadar incecik bir hatıranın bile uzanmadığını gösteren o bakışın karşısındaki uyanışım, benim gerçekliğin uçurumunda ilk yuvarlanışım, kaderimi ilk sezişim oldu."
"Yukarıya diktiğim ışıltılı bakışlarımla senin aranda sadece pencerenin ince, ışıltılı camı vardı ama gerçekte senin bilincinde vadilerin, dağların, ırmakların ardındaymışım gibi yabancı ve uzak olduğumu bilmiyordum ki."
"Pencerelerinde ışık vardı, kalbim deli gibi çarpıyordu. Beni yabancı, anlamsız bir uğultuyla kuşatan şehre ancak o zaman can gelmiş, ben ancak o zaman yeniden canlanmıştım, çünkü seni, sonsuz rüyamı yakınımda hissediyordum."