İnsan kendi hayatının savcısı olduğu zaman bir başkasına da söz söyleme hakkı tanımıyor galiba. Sanık sandalyesinden nefsini hiç kaldırmayan insanlar ilerleyebilir ancak ve yine ancak kendine dürüst cevaplar verenler kendilerini katlayarak büyürler.
Ölüm, yaşamın sonsuz koridorlarında sessizce yürüyen bir gölge, her adımıyla varlığını hatırlatan ama nadiren yüzleşmeye cesaret edebildiğimiz bir gerçeklik. Yaşamın büyük bir coşkuyla kucakladığı her an, bu gölgenin varlığıyla bir anlam kazanır.
Gitti. Mürşit arkasından baktı, anlatmanın zamanı gelmemiş demek ki. Anlatabilmek için anlatılacakların olgunlaşmasını beklemek lazım. Bir acıyı zamansızca anlatmak dokusunu bozar, beklemek lazım.