O gece, ta kıyamete kadar gül şarkıları söylemeye, duyurabildiğim herkese gülü anlatmaya and içtim. Yeter ki kulakları sağır ve kapleri mühürlü olmasın.
Pişmanlığın tadı da başkadır. Ah küsüşüne, küstürdüğüme pişman olacağım bir arkadaşım olsa da gidip ayaklarına kapansam!.. Çocuklar gibi “ Yalvarma!” dese de yine konuşmasa. O güzel pişmanlık hissi çocuklukta kaldı. Şimdi nerede? Ara ki bulasın. Sonuna kadar küsüp yeni dostluklar kuracağız. Bu iş sonuna kadar böyle gidecek. Kim bilir belki de bu böyle olduğu için, tecessüsümüz hiç eksilmeden yeniden yeniye doğduğu için yaşamak insanlarla beraber güzel değilse bile çekici bir şeydir.
Ah, bu insan yüzleri!.. Her şeyimizi bağladığımız, durmadan yanıldığımız, istediğimiz kadar boş hasletler, adilikler, iyilikler, kötülükler, delilikler, akıllılıklar, sevdalar yüklediğimiz insan yüzleri! Yanılsak da zararı yok! Bu yüze olmasa ötekisine yükleriz saydıklarımızı.