çünkü bir insanı etkilemek, ona kendi ruhunu vermektir. etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutuşamaz hale gelir. sahip olduğu erdemler bile gerçek değildir artık. günahları bile ödünçtür; günah diye bir şey varsa tabii. artık bir başkasının müziğindeki bir yankıdan, kendisi için yazılmamış bir rolü oynayan bir oyuncudan ibarettir. oysa yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır.
kelimeler! sadece kelimeler! ne korkunçtu onlar! ne kadar apaçık, canlı ve insafsızdılar! insan kelimelerden kaçamıyordu. öte yandan kelimelerin ne incelikli bir büyüsü vardı! biçimsiz şeylere esnek biçimler kazandırır gibiydiler. bir viyola ya da lavta sesini andıran tatlı bir melodileri vardı sanki. sadece kelimeler... kelimelerden daha gerçek ne vardı ki?