Şenay AL

Şenay AL
@senayalonline
Bırak her şey başına gelsin. Güzellikte dehşet de. Sen sadece devam et. Hiçbir duygu sonsuz değildir. #rainemariarilke
10/10
·336 syf.··
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 21:44
Yazarin son romanı, dorduncu kitabı… Hikaye gercek bir hayat hikayesinden alinmiş ve kurgulanmış. Bu hikayeyi Yasemin Hanim’dan baskasi anlatamazdi. Okurken karakterleri ozumsedim. Once Liana oldum sonra Dario.. Bazi yerlerde ağladim. Liana’nin aşkina sahip cikmak istemesi ama çaresiz kalması, o an kendisine sarılmak istedim. Diğer tarafta Dario’nun kendine meydan okuması ve cesareti bana hayata karşı duruşumu sorgulattı. Dario ve ilk aşkı Liana… Dario 20 senelik evliliğinden sonra yeniden aşık olur ve kendini bulur. Kendini kazanmak isterken etrafındaki sevdiklerini kaybetmemek tek dileğidir. Yasemin Özek kalemini bir kere bulan, bir daha bırakamaz. Hep yazsın, hep okuyalım.
Aşk
İstanbul LimonatasıYasemin Özek · Epsilon Yayınevi · 20268 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·264 syf.··
2025 78. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 20:40
Ve ben kalbimi bıraktım. Eski zamanda çok güzel bir kadın olan Aycayia adanın kadınları tarafından lanetlenir ve kendini deniz kızı olarak bulur. Lanetlenmiş bir kadın Aycayia, sevgiden mahrum edilmiş masmavi sularda yalnızlık ile sarmalanmış bir hayatın içinde yüzerken balıkçı David ile karşılaşır. David ile tanıştığında yeniden güven, sevgi, tutku gibi duyguların aslında içinde olduğunu keşfeder. Ve bir gün David olduğunu zannettiği tekneye yaklaştığında iki balıkçı ve ekibi tarafından yakalanır. Bir deniz kızı yakalandığı haberi adaya bomba gibi düşer. David onu kurtarır. Fakat deniz kızı ilk kez bir insanla bu kadar yakından görüşmektedir. Yavaş yavaş eskiden kadın olduğunu lanetlendiğini hatırlar. Yeniden sevmeye, kadın olmaya layık olduğunu aslında bu lanetin sadece kötü insanlar tarafından kendisine yapıştırıldığını ve bunları hak etmediğini anlar. Büyülü gerçekçilik içinde gerçek hayatta yaşadığımız küskünlüğün de varolduğu ve yeniden kendini buluş ve tutkularını en şeffaf bir şekilde yeniden yaşamanın, hissedebilmenin mümkün olduğunu düşündürüyor. Yeniden sevebilir, yeniden başlayabilir belki de üzerimize yapıştırılan etiketleri geride bırakabiliriz. Çok çok sevdim.
Siyah Midye’deki DenizkızıMonique Roffey · Can Yayınları · 202517 okunma
6/10
·280 syf.··
2025 76. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 13:00
Yazarın türkçeye çevrilen son kitabı kendisinin anılarından oluşuyor. Ölümle karşı karşıya geldiği iliklerine kadar yaşadığı on yedi kırılma noktası. Yazmak zaten delilik işi değil mi? Bu anılar aslında bir çeşit travma değil mi? Yazılmalı mı? Ya da kimin için yazılmalı. Kendisi için mi yazmalı, hayatı daha çok sevmek için mi? Yazmaya meyilli insanlar hafif psikopat olur demişti Şenol hocam. Doğru, aynen bu kitaptaki gibi yaşadığımız her şeyden binbir olasılık çıkarmak ve kafamızda kurmacalar yaptıktan sonra geriye kalan tek şey Maggie gibi kalemi kağıda vurmak. Şeffaf duygular, derin derin nefes aldıran ve kalbimizi dinlememizi hatirlatan hikayeler…
Ben BenMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 2021407 okunma
10/10
·208 syf.··
2025 74. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 16:36
Marcus Aurelius’tan bir alıntı ile başlıyor. ‘Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok.’ Aynı zamanda her şey unutulmaya mahkum er ya da geç. Yalom gerçek psikoterapi öyküleri ile genç meslektaşlarına ve okuyucularına sesleniyor. Tabi ki gizlilik ilkesi esas alınarak isimler değiştirilmiş ve bazı yerler kurgusal olarak sunulmuş. Bu öykülerden kendi hayatımıza ya da çevremizde olanlara istinaden öğreti kazanmak olası. İnanılmaz derecede etkilendim. İnsan okurken kendi kendine aynı soruları sorma ve kendini anlama fırsatı elde ediyor diyebilirim. Bazı noktalar beni inanılmaz etkiledi. Erken yaşta babasını kaybeden Charles, baba arayışına girer ve uzun yıllar bunun eksikliğini hisseder. Daha sonra bir nebze bu boşluğu kapatabildiği bir insanı kaybettiğinde ise ölüm ile yüzleşir. Burada Yalom’un kişiye yönelttiği soru beni çok etkiledi. Neden bir babaya ihtiyacın var? Belki farklı bir şekilde sormuştu, inanılmaz bir his. Yaş ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanın bu ihtiyacı pek körelmiyor gibi. Bu duygu biraz da inanç ile bağlantılı olsa gerek. Bu terapinin sonunda ise Charles Yalom’a seni yordum diyerek teşekkür ediyor ve Yalom itiraz ediyor fakat sonrasında gerçekten yorulduğunu itiraf ediyor. Bazen sevdiğimiz bir işi yapmak ya da çok sevdiğimiz insanlara yardımcı olmak bile bize yorucu gelebiliyor. Üstüne üstlük bunu da sırtlanıp vicdan muhasebesi yapmaktan geri kalmıyoruz. Yorgun hissettiğim bir dönemde bunu okumak bana çok iyi geldi. Farklı bir öyküde şuna değiniyor Yalom. Kabullenmek. İnsan ancak umudu bittiğinde kabullenir. Yaşadığınız hayal kırıklığı ve o olayın gerçekleşmesine dair umudunuzu kaybettiğinizde kabullenip huzura eriyorsunuz. Bu söylem yine içimde birçok şey ile yüzleşmemi sağladı. Bu kitabı herkes okumalı, etkisinden
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
7/10
·400 syf.··
2025 75. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 10:51
Kitabı elime aldığımda evlilik mi tövbe diye mesaj atanlar oldu. Kitabı bitirdim ve gerçekten üzerime bir karabasan oturdu. Bir anda sanki düşeşin enerjisi bana geçti. Hakkında hiç araştırma yapmamıştım. Okuduktan sonra yine tarihi bir olayın kurgulanarak anlatıldığını fark ettim. Konuyu şu şekilde özetlemek isterim. ‘Erkekler kapatılsın.’ Her gün bir olay ile uyandığımız kınadığımız lanet ettiğimiz şu günlerde bu kitap bana pek iyi gelmedi. Çok zorlandım, üzgünüm. Lucrezia de' Medici ailenin beşinci çocuğu ablası Maria’nın ani ölümü ile kendisinin yerine geçer. Dadıları yaşı küçük olduğu için evliliği ertelemek ister ve babasının da arzusuyla Ferrara’nın prensi Alfonso ile evlenmesine karar verilir. Başlarda eşini sevdiğini düşünür ve kendisini Maria ile kıyaslar. Zaman zaman yaşadığı şeylerin aslında Maria’nın hakkı olduğunu düşünür fakat evlendikten sonra Alfonso’nun içinde bambaşka bir insan daha olduğunu fark eder. Kendi evinde en iyi eğitimi alan sanat özellikle resim ile iç içe büyüyen resimler yapan doğaya aşık Lucrezia’nın 16.yuzyılın kadınlara yüklenen toplumsal rolleri altında nasıl günden güne solduğu anlatılıyor. Günün şartlarıyla tek derdi kendi yerine bir varis bırakmak olan Alfonso düşese de buna göre davranıyor. Tarihe dönecek olursak Alfonso’nun asla çocuğu olmuyor ve yerine en sonunda yeğeni geçiyor. Gerçekten çok acı, Medici ailesi hakkında çok kitap yazıldı. İlgisi olanlar okuyabilir.
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,504 okunma