Günümüzde, bireycilik giderek daha keskin ve katı bir hale bürünüyor. Literatürde “haşin bireycilik" olarak geçen bu kavram, artık bireyciliğin ötesine taşan bir ruh halini ifade ediyor. Özellikle modern Batı toplumlarında sıkça rastladığımız bu durum, insanı toplumsal sorumluluktan koparıyor. Zamanla aşırı bir noktaya taşınarak narsistik bir kişilik yapısını besliyor. "Benim için her şey mübâhtır. Önümdeki her türlü engeli kaldırırım, bu toplumun zararına olsa bile!" anlayışı, modern dünyanın geldiği noktayı özetler nitelikte. Artık anlam kaynağı, insanın kendisi dışındaki bir ülkü ya da ideal değil, yalnızca bireyin kendi benliği haline gelmiş durumda. "Benim için iyiyse iyidir," düşüncesi, Batı modernitesinin zirveye ulaştırdığı bir algıdır. Nitekim son yirmi-otuz yıl içinde yapılan çalışmalar, narsistik kişilik tipinin özellikle Batı toplumlarında giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Kendi nefsini ululayan, benliğini her şeyin önüne alan, adeta kendi nefsine tapınan bir kişilik tipi, veba gibi yayılıyor. Sonuç olarak, bireyler artık kendileri dışında bir anlam arayışı içinde olmaktan uzaklaşıyor ve sadece kendi menfaatlerini merkeze alıyor. Bu da toplumda birbiriyle savaşan, çarpışan sayısız egoyu ortaya çıkarıyor.
Bireyselliği ve bencilliği aşırı derecede ön plana çıkardığınızda, sorumluluk duygusunu kaybedersiniz. İslam'daki karşılığıyla bu, bireyselliği çok öne çıkarmak, nefs-i emmâreyi beslemek demektir. Nefs-i emmâre, doymak bilmeyen bir nefistir. Oysa insanın bedensel varlığı sınırlıdır; ama içindeki nefis bazen bedeni çürütecek kadar vahşileşebilir. Tam da bu noktada küreselciler, insanları düşünemeyen, sadece tüketen ve itaat eden makineler haline getirmeye çalışıyorlar.
21'inci yüzyılın ilk çeyreğinde, bencillik çok öne çıkmış vaziyette. Birey, kendisini her türlü hakka sahip olarak görüyor ve bu görüş, kendisine büyük bir özgürlük alanı açtığı vehmine kapılmasına sebep oluyor. "Ben her şeyi yapabilirim, buna hakkım vardır, bu imkanlar benim elimde olmalıdır." diyor. Ve bu imkânları kısıtlayan her şey, mesuliyet kavramının kapsamına giriyor. "Ben hiçbir şeyden mesul değilim.” anlayışı yaygınlaşıyor. Mesuliyetle bencillik veya bireysellik ters kavramlar... Peki, bu bencilliği kim öne çıkarıyor? Küreselciler öne çıkarıyor. Teknolojik imkânların ve haberleşme alanındaki gelişimin etkisiyle sermaye artık akışkan hale geldi. Küreselciler, kapital üzerinden para ve güç kazanıyorlar. Bunun için de kitleleri, her türlü mesuliyetten ârî, sadece kendisi için yaşayan, kendisi için isteyen ve tüketen bireyler haline getirmeye çalışıyorlar. Böylece bir fâsit daire oluşmuş vaziyette.