Benim için yazmak son derece ıstırap verici bir eylemdir. Bir ay zaman harcayıp tek satır bile yazamadığım olur; bazen de üç gün üç gece boyunca hiç durmadan yazıp, sonra yazdıklarımı okuduğumda tamamen çuvalladığımı fark ederim.
Tüm bunlara rağmen, yazmak eğlenceli bir uğraştır. Çünkü yaşamanın zorluklarıyla karşılaştırıldığında, yazmaya anlam yüklemek çok daha kolaydır.
“Yazmak dediğimiz şey aslında kendin ile seni saran olaylar arasındaki mesafeyi korumaktır. Gerekli olan şey sezgiler değil, cetveldir.” (İyi Hissetmenin Nesi Kötü?, 1936)
Yine de şöyle düşünmeden edemiyorum: Eğer her şey yolunda giderse çok ileride, yıllar ya da onyıllar sonra, bir gün gelir ve ben kurtulmuş olduğumu keşfedebilirim belki de. Ve o zaman, fil tekrar ovalara döner ve ben de dünyayı çok daha yetkin cümlelerle anlatabilirim.