Alice

Taraflardan biri sizi tavsiye vermeye ya da taraf tutmaya zorlarsa bu iki yaklaşımı da reddeder ve her iki tarafa da güven duyduğunuzu belirtirsiniz: “Neler olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yok, ama ikinizi de çok seviyorum ve sorunu birlikte halledebileceğinize inanıyorum.”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sue’ya öfkelendiğinizde o bunu öğrenen ilk kişi mi oluyor, yoksa son kişi mi? Babanızın davranışından rahatsız olduğunuzda bunu doğruca ona mı söylüyorsunuz, yoksa annenize mi gidiyorsunuz? Eski kocanıza ya da oğlunuza kızdığınızda hemen kızınıza mı telefon ediyorsunuz? Çalışma arkadaşınız işini yapmıyor diye öfkelendiğinizde doğruca onunla mı konuşuyorsunuz, yoksa amirine gidip arkadaşınızın çalışması hakkındaki kaygınızı mı anlatıyorsunuz? İki insan dedikodu yaptıklarında, üçüncü taraf pahasına bir ilişki kurmuş olurlar. Bu, üçgenin çeşitlemelerinden biridir. Üçgenler huzursuzluğu azaltır; bu nedenle, geçici ve esnek olduklarında fazla sorun yaratmazlar. Ancak üçgen ailede, dostlukta ya da iş ortamında sağlıklı birebir ilişkilere zarar verecek derecede katı bir şekilde sabitleşirse bu durumda, bağlantı ayağının kırılması gerekir.
Vur-kaç yüzleşmelerinin değişim yaratmasını beklemeyin. Yakın ilişkilerde değişim yavaş yavaş gerçekleşir. Küçük bir değişim yarattığınızda, “gerçekten ciddi olup olmadığınızı” görmek için defalarca sınanırsınız. Kuramı uygulamaya dönüştürdüğünüzde yüzüstü düşerseniz, hemen cesaretinizi kaybetmeyin. İşe iyi başladığınızı ama durum kızıştığında fazla dayanamadığınızı görebilirsiniz. Yoldan çıkmak, sürecin parçalarından biridir; kendinize karşı sabırlı olun. Yola geri dönüp, yeniden denemek için daha çok fırsatınız olacak. Tabii ki en önemlisi, öfkemizi uyandıran modellerin korunmasında kendi oynadığımız rolün sorumluluğunu üstlenme becerisi. Üçgenler en zor ilişki modellerinden biridir;
Başka birine ne düşündüğünü ve hissettiğini, ya da ne düşünmesi ve hissetmesi “gerektiğini” söylemeyin. Bir başkası sizin yarattığınız değişime tepki olarak öfkelendiğinde duygularını eleştirmeyin ya da ona, öfkelenmeye hakkı olmadığını söylemeyin. Bunun yerine, şöyle deyin: “Öfkelenmeni anlıyorum; senin yerinde olsam, belki ben de öfkelenirdim. Ama bu konuyu tekrar tekrar düşündüm ve son kararım bu.” Unutmayın ki bir insanın öfkelenme hakkı, diğerinin suçlu olduğu anlamına gelmez.
Bulanık taleplerde bulunmayın. (“Benim ihtiyaçlarıma karşı daha duyarlı olmanı istiyorum.”) Ne istediğinizi açıkça anlatın. (“Şu anda bana yardım etmek için yapabileceğin en iyi şey, dinlemek. Şu anda senden öneri istemiyorum.”) İnsanların sizin ihtiyaçlarınızı tahmin etmelerini ya da talep etmediğiniz şeyleri yapmalarını beklemeyin. Sizi seven kişiler bile düşüncelerinizi okuyamazlar.