Dolayısıyla, nevrotiğin güvenliği gerçekçi değildir. Korkulmayacak şeyden korkar ve güvenli olmayanda güvende hisseder. Üstlenemediği kaygı, gerçek dayanağı olmayan imgeler üretir, ancak korkulması gereken şeyler karşısında ortadan kaybolur.
Yokluk kaygısına rağmen, güçlü bir şekilde kendisini onaylayaman kişi, zayıf, azaltılmış bir biçimde kendini onaylamaya zorlanır. Asıl ya da potansiyel varlığından daha azı olan bir şeyi onaylar. Kalanı kurtarmak için gizilgücünün bir kısmından vazgeçer.
Kaygısını cesurca üstlenmekte başarılı olmayan kişi, nevroza kaçarak aşırı uçtaki umutsuzluktan kaçınma konusunda başarılı olabilir. Bu durumda dahi kişi kendisini onaylar, ancak sınırlı bir ölçekte gerçekleşir. Nevroz varolmaktan kaçınarak yokluktan kaçınmanın yoludur. Bu nevrotik durumda kendini onaylama eksik değildir, çok güçlü ve vurgulu da olabilir. Ancak onaylanan benlik, azaltılmış benliktir. Olasılıkların bazılarının ya da çoğunun gerçekleşmesine izin verilmez; çünkü varolmanın gerçekleşmesi demek, yokluğun ve kaygının kabul edilmesi demektir.
Stoacılar, bizlere yakın zamandaki analizleri hatırlatan derin bir kaygı öğretisi geliştirmiştir. Korkunun nesnesinin, korkunun kendisi olduğunu bulmuşlardır. Seneca der ki: " Korkunun kendisi dışında berbat olan hiçbir şey yoktur." Epictetus da şöyle der: " Korkunç olan ölüm ya da zorluk değildir, ölüm ve zorluk korkusudur."