Paul Tillich

Paul Tillich

Yazar
7.6/10
14 Kişi
·
30
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.253
Gösterim
Adı:
Paul Tillich
Unvan:
Din düşünürü
Doğum:
Almanya, 1886
XX. yüzyılın en büyük din düşünürlerinden birisi olan Paul Tillich, 1886'da Almanya'da küçük bir köy olan Star zeddel'de doğdu. Berlin'de felsefe ve teoloji okudu. 1924-1925'te Marburg Üniversitesi'nde profesörlük yaptı ve burada Martin Heidegger'le tanışan Tillich, Heideggerci anlamda varoluşçuluğun kavramlarını kullanmakta tereddüt etmiştir. 1925'ten 1929'a kadar Dresdan'da, 1929-1933 tarihleri arasında da Frankfurt'ta felsefe profesörü olarak çalıştı. Nazilerin işbalına gelmesiyle 1933'te görevinden alınan Tiilich, ABD'ye göç ederekNew York'ta Union Theological Seminary'de çalışmış, Harvard Üniversitesi'nde ve Chicago Üniversitesi İlaiyat Okulu2nda öğretim üyesi olarak bulunmuştur. Varoluşçuluğun teolojideki önemli temsilcilerinden birisi olarak görülen Tillich, dinle insan varoluşunun derinlikleri arasında bağ kurmanın önemine inanmış, Arthur Schopenhauer'ın iradeciliğinden, Karl Marks'ın sosyalizminden, Frederich Nietzsche ve Sigmun Freud'dan ve günümüzün en önemli iki Protestan ilahitaçısı olan Rudolf Bultmann ve Karl Barth ekollerindençokça etkilenmiştir. Zamanının yorum, tarih, ilahiyat, sosyal ilimler ve psikoloji sahasındaki araştırmalarını kişisel bir sentez içerisinde birleştiren Tillich, Almanya'da dinsel sosyalizmin önde gelen sözcülerinden biri olmuştur. Klasik Alman teolojisini eserleriyle çokça etkileyen Paul Tillich, 1965 yılında ölmüştür.
İnsanın, kendisini olmak istediği şey yapabilmesi dışında, bir özü yoktur. İnsan ne ise onu yaratır. Yaratıcılığını belirlemek için ona hiçbir şey verilmemiştir. Varlığının özü -'olması, yapması gereken dışarıda bulduğu bir şey değildir. İnsan onu kendi yapar. İnsan kendisinden ne yapıyorsa, ne çıkarıyorsa o'dur. Kendi olarak varolma cesareti de, kişinin ne olmak istiyorsa kendisini o yapma cesaretidir.
Çünkü iman, bir özgürlük meselesidir. Özgürlük ise odaklanmış kişisel eylemler imkanından başka bir şey değildir. İman ve özgürlük birbirine zıttır diye sık sık dile getirilen tartışmaya, iman, kişiliğin özgür yani odaklanmış bir eylemidir düşüncesiyle katkıda bulunulabilir. Bu bağlamda özgürlük ve iman özdeştir.
...
Fakat gerçek iman, kendini ifade için baba imajını kullansa da, bu imajı, 'baba'ya karşı bile savunulacak şekilde hakikat ve adalet prensibine dönüştürür.
''Varolmak, hiçliğin ezeli gecesinin inkarıdır.'' Ancak bunu derken böylesi ilkel bir hiçliğin, ne 'yok' ne de 'var' olacağının farkında olunmalıdır, zira bir şey, ancak başka bir şeyin varlığına karşı 'yok' olabilir.
Seneca'nın yargısı; '' korkularla tedirgin edilmeyip zevklerle şımartılmayınca, ne ölümden ne de tanrılardan korkarız.''
Paul Tillich
Sayfa 43 - okuyanus yayınevi
Başka bir insan hakkında kesin, nesnel bir bilginiz olabilir,psikolojik halini,hesaplanabilir tepkilerini bilebilirsiniz,ancak bunu bilirken o insanı,merkezdeki benliğini,kendisi hakkındaki bilgisini bilemezsiniz. Yalnızca onun benliğine dahil olarak,onun varlığının merkezine varoluşsal bir hamle yaparak o hamle koşullarında onu tanırsınız.
Paul Tillich
Sayfa 134 - Okuyanus
... varolma cesareti, kadere ve ölüme rağmen,kendini onaylama cesaretidir,ancak günaha ve suça rağmen kendini onaylama cesareti değildir.
“Aklı imha eden bir iman, kendisini ve insanın insanlığını / beşeriliğini de imha eder. Çünkü, yalnızca aklî yapıya sahip olan bir varlık nihâi derecede kaygılı olabilir, nihâi ve geçici kaygıları ayrıştırabilir, ahlakî emirlerin (imperactive) mutlak buyruklarını anlayabilir ve kutsalın varlığının farkında olabilir.”
Günlük hayatta kullandığımız bazı kavramlar farkına varamasak ta, bazen koca bir geçmişin izini ya da insanlığın ortak değerlerini üstüne taşırlar. İman, inançlı olsun olmasın herkesin bir yerde karşılaştığı bir kavramdır. Tillich bu kavramın çerçevesini, ne olduğunun yanı sıra ne olmadığından neleri kapsadığına kadar inceler. Kitapta geçtiği şekliyle ..."iman, en kutsal otoriteye bile güvenden daha fazla bir şeydir. İman, bir kimsenin tüm varlığıyla, nihai kaygısının konusuna iştirak etmesidir"
İlahiyatçı Paul Tillich'in İMANIN DİNAMİKLERİ kitabını her fırsatta yeniden okurum ve bilinç düzeyime göre yeni bir şey fark ederim. Onun Protestan Hristiyanlıktan gelen eğilimi ilginç biçimde İslâm'ın İMAN kavramıyla birleşir. Diğer dinlerde de odak noktası seçme konusunda iman, aşağı yukarı aynı şeyleri söyler.

İnsanın tüm eyleminin, düşüncesinin, kaygısının, kutsalının dinamiklerine bakıp, imanda nihai odak noktası bulunabilir. Modern çağda "başarı" gibi, gerçekleştiğinde bile insanı tatmin etmeyen "iman" türü vardır. Çünkü nesneleri sonsuz / nâmütenahi / sınırsız değildir.

Paul Tillich; kaygıda odak noktasının sonu gelince, imanı boğan "iman"ı kabul etmiyor. Para, devlet, parti, önder, millet, makam, ideoloji, din ilh... İnsan perestliğe örnek olarak: İsa "Bana inanan, bana değil, beni YOLLAYANA uysun" diye uyarmıştır. (Kutsal başka, kutsalın taşıyıcısı başka şeylerdir.)

İnsanı iman kılığında hataya götüren İNANÇ, sorgulanmaya alınmazsa fanatiklik doğurur. Bunun için "İnanç, delil eksikliğini telafi aracıdır" denir. Fanatizmin tek ilacı ŞÜPHE. Bunun için Peyami Safa "Şüpheden doğmayan İMAN piçtir" der.

Son yıllarda Türkiye'de inanca karşı ANLAMLI bir reddediş yaşanmasını pozitif buluyorum. Din, devlete fazla yaklaştı. Teizm ve ateizm Anadolu'da altın dönemini yaşıyor. Demek ki bizim içimizde nihai odak noktasını, bir partiye / ideolojiye / din adamlarının keyfine kaptırmak istemeyen yurttaşlarımız varmış...
Yazar bu kitapta Aşk, güç ve adalet kavramlarının ontolojik ve epistemolojik incelemelerini yapıyor. Bana biraz öyle herkesin hadi alıp metroda orada burada okuyayım diyebileceği kitaplardan değil gibi geldi. Daha akademik alt yapısı var ve okurken ciddi anlamda zorluyor. Ve yer yer çok sıkıyor. Belki bu konular hakkında araştırmaları olanlar ve akademik anlamda derinleşmek için okunabilir. Onun dışında okumasanız bir şey kaybetmezsiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Paul Tillich
Unvan:
Din düşünürü
Doğum:
Almanya, 1886
XX. yüzyılın en büyük din düşünürlerinden birisi olan Paul Tillich, 1886'da Almanya'da küçük bir köy olan Star zeddel'de doğdu. Berlin'de felsefe ve teoloji okudu. 1924-1925'te Marburg Üniversitesi'nde profesörlük yaptı ve burada Martin Heidegger'le tanışan Tillich, Heideggerci anlamda varoluşçuluğun kavramlarını kullanmakta tereddüt etmiştir. 1925'ten 1929'a kadar Dresdan'da, 1929-1933 tarihleri arasında da Frankfurt'ta felsefe profesörü olarak çalıştı. Nazilerin işbalına gelmesiyle 1933'te görevinden alınan Tiilich, ABD'ye göç ederekNew York'ta Union Theological Seminary'de çalışmış, Harvard Üniversitesi'nde ve Chicago Üniversitesi İlaiyat Okulu2nda öğretim üyesi olarak bulunmuştur. Varoluşçuluğun teolojideki önemli temsilcilerinden birisi olarak görülen Tillich, dinle insan varoluşunun derinlikleri arasında bağ kurmanın önemine inanmış, Arthur Schopenhauer'ın iradeciliğinden, Karl Marks'ın sosyalizminden, Frederich Nietzsche ve Sigmun Freud'dan ve günümüzün en önemli iki Protestan ilahitaçısı olan Rudolf Bultmann ve Karl Barth ekollerindençokça etkilenmiştir. Zamanının yorum, tarih, ilahiyat, sosyal ilimler ve psikoloji sahasındaki araştırmalarını kişisel bir sentez içerisinde birleştiren Tillich, Almanya'da dinsel sosyalizmin önde gelen sözcülerinden biri olmuştur. Klasik Alman teolojisini eserleriyle çokça etkileyen Paul Tillich, 1965 yılında ölmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 30 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 71 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.