Serhat Akkaş

Serhat Akkaş
@serad1tapz
Bir erkeğin hayatında ilkel duygularla modern silahlara yöneldiği anlar vardır... Colt M4A1 Carbine Yapıldığı ülke: ABD Kalibre: 5.56 mm NATO Şarjör kapasitesi [CS]: 30 mermi Ateşleme hızı [CS]: 685 rpm Ağırlık [boş iken]: 3,22 kg. Çekirdek ağırlığı: 4 gram Çıkış hızı: 884 metre/saniye Çıkış enerjisi: 1570 joule Umur Samaz'ı ve Havana'yı Colt M4A1 Carbine'le katletmişlerdi.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Dilara Dilemma bana değil, Ferruh Ferman'a ihanet ediyordu. Ben sadece dublördüm. Anonimdim. Defolu bir gölgeydim. Başkasının lanetini üstlenerek para kazanan, tırlak bir fırlamaydım. Yasak satıcısıydım. Kendi namıma âşık olmak şöyle dursun, ölemezdim bile. Kendimi yakılıp öğütülerek un haline getirilmiş bir leş gibi hissediyordum. Koleradan ölmüş ve vebalılar mezarlığına gömülmüştüm. Ne barbarca bir ironi! Fütursuzca risk almaktan bitap düşmüştüm. Tam anlamıyla iki yüzlüydüm ve riya dolu bir fedakarlık jestiyle yanardağın ağzından atlıyordum işte...
sen bir de fezamın gülümsemesini gör
Dilara Dilemma gölde yürüyen pembe flamingolar gibi gülümsüyor. Bu gülümseme benim sonum olacak!
Dilara Dilemma, saçaklı kirpiklerinin arasından ayçiçeği gibi bana bakıyor. O kadar sevinçliyim ki aklıma hiçbir şey gelmiyor; saçmasapan şakalar yapıyorum: "Zayıflamak için ata biniyorum." "A-a, işe yarıyor mu peki?" "Evet, at 20 kilo verdi." Dilara Dilemma siyah gece elbisesinin içinde bembeyaz bir gülün dumanı gibi incecik. Kafamın içinin boşaldığını ve kalbimin büyüyerek tüm gövdemi kapladığını hissediyorum.
Gerçek acı, insanı yapay sevinçten daha çok canlandırır
Adamın güneş gözlüğünün altından, simsiyah parlayan bir gözyaşı çizgisi kıvrılarak akıyordu. Cenazede ağlayan tek kişi olması hasebiyle, törensel ve dolayısıyla budalaca bir edayla "Başınız sağ olsun" diyerek ellerimi uzattım. Masonik bir tokalaşmadan sonra, taziyelerimi matem yüklü bir iniltiyle kabul etti. Gözlerinden akan zift yanaklarından süzülüp pardösüsünden kayarak paçalarına inen adama, sancılı bir merakla sordum: "Merhumu tanır mıydınız?" Asfalt ağlayan adam, ölenle ölmeye namzet olduğunu dışavuran bir hüngürtüyle "Babamdı!" deyiverdi ve boynuma sarılıp zırıl zırıl ağladı. Kollarıyla gövdemi mengene gibi sıkıyordu. Gerçek acı, insanı yapay sevinçten daha çok canlandırır. Siyah gözlüklerinden fışkıran katranla beni boyamaya koyuldu...