...bize hiçbirşey yapmadılar. Bizi tamamen hakim olan bir hiçliğe bıraktılar, çünkü bilindiği gibi hiçbirşey yeryüzünde bir insana hiçlik kadar baskı yapamaz. Hepimizi tek başına tamamen dış dünyaya karşı sıkı sıkıya kapatmakla, dillerimizi çözecek baskı, dıştan dayak ve soğuktan değil de içten yaratılacaktı....çevremde sadece ben ve öz bedenimde bile sadece tamamı bir hiçlik inşaa edilmişti.Yapılacak, duyulacak, görülecek hiçbirşey yoktu, her yerde, sürekli bir hiçlik insanı çevreliyordu, tamamı boyuttan ve zamandan yoksun bir boşluk. Bir aşağıya bir yukarıya yürürdü insan ve düşünceler de bununla birlikte bir aşağıya bir yukarıya gidiyordu...Ama düşünceler ne kadar soyut görünseler de, çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar, onlara hiçlik iyi gelmez. Sabahtan akşama kadar insan bekler ve hiçbirşey olmaz. Tekrar ve tekrar beklemeye başlar. Hiçbirşey olmaz. Bekler, bekler, bekler, düşünür, düşünür, insanın şakakları ağrıyana kadar düşünür. Hiçbirşey olmuyordu. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.