Pollyanna, çok keyif alarak okuduğum sayılı kitaplardan biriydi. Pollyanna’nın başına gelen en kötü olaylarda bile mutluluk duyacak bir sebep bulması, günlük hayatta en ufak şeylerde bile gösterdiğimiz memnuniyetsizlikleri fark etmeme sebep oldu. Bir çok şey kötü giderken aslında onları daha da kötüleştiren ve kendimizi mutsuz eden de yine bizleriz. Bazen olumsuz detaylara o kadar takılıyoruz ki bizi mutlu edecek asıl detayları gözden kaçırıyoruz. Pollyanna da bu hikayede gittiği her yere mutluluğu götürüyor ve hayata sürekli olumsuz bakış açısı ile bakan insanlara iyi tarafından da bakabilmeyi öğretiyor. Pollyanna’nın oynadığı bu “mutluluk oyunu” yaşamaya başladığı yeni kasabadaki insanlara yavaş yavaş yayılıyor ve farkında olmadan herkes bunu konuşmaya başlıyor. Başta çoğunluk bunu saçma buluyor çünkü başımıza gelen bir olayda olumsuz noktalara odaklanmak, olumlu noktaları bulmaktan her zaman daha kolaydır. Fakat sonrasında Pollyanna’nın bile mutluluk duyabileceği bir yanı olmayan bir olay yaşaması üzerine, Pollyanna’yı mutlu edebilmek ve amacına ulaşmasını sağlamak için bu oyunu oynamaya başlıyorlar. Ve hayata Pollyanna’nın bakış açısıyla yaklaştıklarında hayatın gerçekten daha kolay, daha katlanılabilir olduğunu fark ediyorlar. Kısacası Pollyanna’nın neşesi, mutluluğu sadece kendisini değil, çevresindeki herkesi de etkilemiş oluyor. Yani bu hikayede de görüyoruz ki; mutluluk bulaşıcıdır:))