Kitabı okurken Leyla oluveriyor insan. Hiç zorlanmadan hem de. Elimizden hiç kayıp gitmeyecekmiş gibi tutunduğumuz tüm o varlıkların, aslında biz tuttuğumuz için değil orda olması gerektiği için durduğunu ve ne kadar çabalasak da varsa kaderde ayrılık bir şekilde boyun eğmek zorunda kalabileceğimizi gösteriyor bir nevi. Ama bazen bitmesinin bizlere farklı kapılar açabileceğini ve seyir halindeki ruhumuzun bu kapılardan her geçişte büyümesi gerektiğini ve belki de başka ruhlara dokunabilmesi için bu sınavları verdiğini de Roxy ve Yusuf ile bizlere kanıtlamış oluyor. Para,hırs,evlada yüklenen fazla yükler ve sorumlulukların getirdiği sonuçları da diğer karakterlerle özümsediğimiz bu roman, İstanbul’un nemli kokusuyla, bittiğinde bile burnunuzda tütecek türden...