Arkadaşlarımızın kusurları bulunduğunu, ama genellikle iyi insanlar olduklarını düşünür, onlardan hoşlanırız. Ama onların da bize karşı benzer düşünceleri olmasını nedense bir türlü kabullenemez, kusursuz olduğumuzu düşünmelerini isteriz. Kusurlarımızın bulunduğunu kabullenmek zorunda kaldığımız zaman ise, bunu çok fazla ciddiye alırız. Hiç kimse mükemmel olmayı beklememeli ya da böyle olmadığı için üzülmemelidir.
Mantıksızlığın en yaygın biçimlerinden birisi de, tanıdıklar hakkında arkalarından kötü şeyler söyleme eğilimidir. Tanıdıkları, hatta dostları söz konusu olunca, kötüleyici sözler söyleme isteğine pek az kimse karşı koyabilir; böyle olduğu halde, insanlar kendileri hakkında olumsuz bir şey söylendiğini duyunca hem öfkelenir, hem de hayret ederler. Öyle anlaşılıyor ki, kendileri herkes hakkında olumsuz şeyler söylerken, başkalarının kendileri hakkında olumsuz söylemlerde bulunmalarını yadırgamaktadırlar. Bu yaklaşım aşırı dereceye vardırıldığında, işkence korkusuna yol açabilir. Kendimize duyduğumuz sevgiyi ve saygıyı başkalarından da bekleriz. Oysa başkaları hakkında düşündüklerimizden fazlasını, o başkalarının bizim hakkımızda düşünmesini beklemek akıllıca değildir.
...bir insan mantıklı olarak nelere inandığını iyi bilmeli ve ne kadar küçük olursa olsun, mantıksız düşünceleriyle savaşmalı, onların etkisi altına girmemelidir.