Dün akşam dergahımızdaki sohbetin sonunda gönlüme düşen ve kitaptan bağımsız olarak gönlümüze gelip dilimizden dökülen kısımları belki faydalı olur düşüncesiyle paylaşmak istedim...
Allah Teala, cemaatle kılınan namaza, münferit kılınan namazdan 27 kat daha fazla ecir vaat eder. Hatta cemaatle namaz kılmak üzere yola çıkmış kişinin her bir adımına ayrı ecir, kıldığı namaza ayrı ecir verir. Biz burada aslında basit tüccar mantığı ile baksak bir sevap hesabı görürüz ama biraz tefekkür ettiğimizde bu ecirlerin amaç/gaye değil, birer sonuç olduğunu anlıyoruz.
Allah Teala bizden cem olmak, bir olmak gibi bir muradı var. Bu doğrultuda da ecirler sunarak bizleri teşvik eder. Niçin?
Çünkü ümmet, ancak bir olduğunda güçlüdür. İslam münferit mesuliyetleri olsa da, hakikatte ferdi bir din değildir. Tüm sosyal hayatımızı ve beşerle olan münasebetimizi tanzim etmesi bakımından toplumsal bir yaşama dinidir İslamiyet ve bunun en ideal şekli de "Bir" olabilince gerçekleşir.
Ancak o zaman tek bir bedenmiş gibi hareket edebilir, ancak o zaman İsrail gibi bir avuç toprak parçasına diş geçirememe aciziyetinden kurtulabiliriz. Nitekim bu birliği ve dirliği sağlayacak olan yaklaşım da hiç şüphesiz Ehl-i Sünnet V'el Cemaat ekolüdür.
Biraz düşünürsek, en çok sistematik saldırıya ve tahrif edilme girişimine uğrayan ekol Sünniliktir. Gerek bugün, gerekse geçmişte Şia'ya, Mutezile'ye veya atıyorum Kaderiyye gibi, Vahhabilik gibi ekollere bu denli sistematik bir yıpratma, tahrif etme, itibarsızlaştırma çalışması yapıldığını göremiyoruz. Kaldı ki, batıl ekollerin tamamı yine birlik halindeki ümmet içerisinde bir fitne sebebiyle ortaya çıkmış; yahut ileride fitneye elverişli bir araç olarak kullanılmak üzere olgunlaştırılmış.
Dinimiz İslam esasen Tevhid dinidir; hakikatte ilk peygamberden