“Kaldırıma geldikleri anda Minnie'yi hatırladı. O bu konularda çok dikkatliydi. Onunla çıkarken iç taraftan yürüyor diye iki kez Martin'i uyarmış, kibar beyler, bir hanımla birlikteyseler hep dış taraftan yürür diye ahkâm kesmişti. Bir de ne zaman sokakta karşıdan karşıya geçseler tekrar dış taraftan yürümeyi unutmasın diye ha bire ayağını tekmelemişti”
Türkiye’de herkesin müstakil evlerde oturduğu bir düzen hesaplandığında kocaman ülkemizde yalnızca Şanlıurfa’nın büyüklüğünde bir alan kaplıyormuş. Çoğu ülkelerde müstakil evde yaşama oranları %50’nin üzerinde. Her şeyin en güzelini hakeden halkımız, yine haketmediği muameleye layık görülüyor.
Ayaklarımızın altında, asla engel olamadığımız bir güçle, beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkıyor. Sadece sevdiklerimizi düşünüyoruz. Onları nasıl koruruz diye. Bekledikleri gibi bir İstanbul depreminde muhtemelen milyonlarca insan ölecek. Bugün dışardaki kalabalığı ve insanların alışmışlığını gözlemlemek acı vericiydi.