Ağızdan çıkan her kelimenin kalplere girip hareket verici olması mümkün değildir. Kalbi ancak yaşayan insanın canını aldığı için kan ağlayan kelimeler girebilir, ölümsüz kelimeler insanın gönlünü şenlendirir. Ölü kelimeler ise ağızda doğup, dilin dışarı attığı ve ilahi bir menşe ile ilgisi bulunmayan kelimelerdir. Böyle ölü doğan kelimeler, beşeriyeti bir adım ileri götüremez. Zaten ölü doğduğu için kimsenin ondan haberi olmaz, dolayısıyla tesirsiz kalmaya mahkumdur. Yazarlar bir şartla çok şey yapabilirler: O da, düşüncelerinin yaşaması için kendilerinin ölmeleridir. Böylece düşüncelerini, etleri ve kanlarıyla beslemiş olurlar. Bunun için de her şeyi hak olarak inandıkları zaman yazmalı ve kanlarını hakka feda edebilmelidirler.