Bir şeyi ya deli gibi isteyeceksin ya da "Ne olursa olsun en iyisi olur" deyip ~ucunu~ boyun eğeceksin. İkisinin ortası olmaz. Olur da işe yaramaz. Diyelim su geliyorsa üstüne, ya "Su saydamdır, suyla dövüşülmez, suya vurulamaz" demeden yüreğini eline alıp dövüşeceksin, ya da öylece duracaksın, kendini akışa bırakacaksın. İkisinde de sen kazançlı çıkarsın. Birinde suyu yenersin, yere serersin. Öbüründe su senin üstünden geçip yere serilir, sen yalnızca ıslanırsın. Bunlardan başka gideceğin her yol aynı yere çıkar; su seni yutar.
Üzülmez olur musun, üzüleceksin, ağlayacaksın. Benim dediğim şu: Kaç gün ağlayabilirsin? Kaç yıl ağlayabilirsin? Bir acıyı beş yıl boyunca, on yıl boyunca, yaşamı boyunca taşıyanlar var. Acı çekmek değil artık o, direnmek. Yaşam getirip koyuyor önüne. Senin tasarlamadığın bir yol çiziyor. Oradan nereye gidebilirsin, ne yapabilirsin, ona bakacaksın.