Her sayfası o kadar anlam doluydu ki; hangi satırı alıntalamalıyım seçemedim. Ritüeller, Esmaül Hüsna, Dualar, Telkinler, Umutlar, Hayaller.... Müthiş bir eser....
Hayati hocamızın yine kaleme aldığı muhteşem bir şaheseri. Farsça'dan Türkçe'ye çevrilmiş yüzlerce beyit ve binbir çeşit anlam içeriyor. Klasik Türk Edebiyatının özünde ne sular akıyormuş bu kitapta anlayacaksınız. İki satırı bir roman yazdıracak şiirler, satırlar beni çok etkiledi. Keşke daha fazla anlayarak okuyabilseydim (bu konu da altyapınız olması gerekiyor zannımca), keyifli okumalar diliyorum inşallah..
“Beni içimdeki huzursuzluktan kurtar Meleknaz! “
Bir çırpıda okuyup bitirdiğim bu eser için neler söylesem az gelir.
"Harese" olayı özelikle çok etkiledi. Okuduktan sonra "ne kadar da 'harese' kaldığımız olaylar varmış" diyorum içimden..
İyi okumalar dilerim
Ben bu kitapta çok yoğun "yoksulluk" duygusu yaşadım. "Çaresizlik" duygusu yaşadım. DOSTOYEVSKİ'nin bu ilk toplumsal edebiyat romanı şimdiye kadar okuduğum hiçbir roman ile kıyaslanamaz. (Zannımca)
Karakterin memuriyetinde ne kadar başarılı olmasına rağmen, toplum tarafında dış görünüşü sebebiyle dışlanması, dedikodulara malzeme edilmesi, karakterin ruhsal çöküşü. Sonra ufacık güzel birşey ile (spoiler) kendini toplayıp hayata yeniden dönmesini konu alsa da, kitabın sonu çok üzdü....
"Onca yüzünün astarı "yırtık" varken, sana mı kalmış utanmak"... der ve iyi okumalar dilerim..
Yanlış ya da hatalı bir eleştiri yaptı isem affola....
Bu kitabı okuyabildiyseniz genel olarak bütün eserleri okuyabileceğinize inanırım.
Başlarda o kadar çok sıkıldım ki, "kitabı acaba bıraksam mı?" diye çelişkide kaldım. İsim