Şeytanın bu kendine güvenli zafer sesi, acaba bir gerçeği mi ifade ediyor? Bu meydan okuyuşa kanıp susacak mıyız? Yoksa bu, insanda panik uyandırmak için bir oyunu mu şeytanın? Şüphesiz, şeytan büsbütün yalana dayanmaz, büsbütün hakikata dayanmadığı gibi. Bir psikolojik realiteden çıkar yola. Bir beneklik hakikatı yalan bulutunda gezdirir; her toprağa, umulmadık her toprağa bir âb-ı hayat gibi düşürdüğünü sanır. Ama düşen âb-ı hayat değildir. Dirilten yağmurlar olduğu gibi çürüten yağmurlar da vardır. Şeytanın bu meydan okuyuşu incelenmeğe muhtaçtır. Eğer bir iççağrımız olmasaydı şeytan ne yapacaktı? İçimize girebilecek miydi? Şeytan bütün gücünü bizden alıyor, farkında değil. Bizden kopup yine bize gelen, bizden bir türlü ayrılmayan, ayrılamayan, aleve âşık bir pervane gibi ruhumuza koşan odur. Ama âleve düşen, o yüce aleve düşen de onu yakmaktır. Yakmadığı sürece kendi saflığını yitirecektir alev.