O an Gölge Hattı'nı çıkarıp ocağın bir kenarına, kumsalın günbegün yitip yuttuğu diğer cesetlerin yanına bırakma arzusu duydum çünkü zehirli umutta ve matbaacıların, tasarımcıların, sekreterlerin, yazmanların, yorumcuların, yazarların ve kuryelerin, mürekkep ve kapak işlerinin, çizerlerin, önsöz yazarlarının, ezberden konuşan kült eleştirmenlerin katkı sağladığı, kalıba dökülmüş harflerin azminde kağıt, nihayetinde, yola devrilen çamlar gibi, denizin koca ağzına sessiz ve korkunç bir yıkımla düşen organik bir artıktı.
İnsanlar kitapların kaderini de değiştirir. Bir vazo, bir kahve makinesi yahut bir televizyon bir kitaptan çok daha önce eskir yahut kırılır, bozulur. Bir kitap, sahibi onu parçalamak, sayfalarını yırtmak, ateşe atmak istemediği sürece işlevini yitirmez. Arjantin'deki son askeri diktatörlük döneminde pek çok insan kitaplarını tuvaletlerde, banyolarda yaktı veya bahçelere gömdü. Adları kötüye çıkan ciltler, tehlike oluşturmaya başlamıştı. Kitaplar ve kendi hayatları arasında bir seçim yapmak zorunda kalan Arjantinliler kitaplarının cellatları olmayı seçtiler.