#okuduklarımdan
Klasikleri okurken sadece kurgulanan olayı değil, dönemin bir çok özellikleri hakkında da fikir sahibi olursunuz. Bunun en güzel örneklerinden biri de Tolstoy kitaplarıdır.
Tolstoy, sadece olaya çok geniş bir açıdan bakmakla kalmaz, yaşanan dönemin sorunlarını, kaygılarını, karakterlerin o dönemde neler hissettiğine kadar, ayrıntılı olarak ele alır.
Anna Karanina'da da bunu fazlasıyla görüyoruz. Anna, toplumun hata diye adlandırdığı, uğruna kocaman bir hayatı feda ettiği aşkının yarattığı sonuçları, kendi içinde çözümleyemediği, günahının bedelini ödemek için kendisiyle girdiği hesaplaşmayı, aşkına eziyet çektirmek, büyük pişmanlıklar hissettirmek için de elinden geleni yaptı.
Anna'dan çok Levin karakterine daha fazla yer verilmesi, duygusal tahlillerinin çok iyi yapılması çok ilgi çekiciydi.
Tolstoy ; "Mürekkep hokkasının içine vücudumdan etler bırakarak yazdım" dediği eser, Tolstoyun Levin karakterinin tam da kendisi olduğu sözlerini doğrular nitelikte.
Dönemle ilgili tarihi, kültürel, politik olayların da anlatıldığı uzun soluklu okuma sırasında, günümüzden çok çok önceleri bile tartışılan konulara hayran olmamak elde değil.
İnsanlığın daha iyi şartlarda yaşaması, zengin fakir arasındaki sınıf ayrımının kalkması için büyük büyük toplantılar düzenlemek, fikir alış verişlerinde bulunmak ve bunları kavgasız gürültüsüz tartışabilmeleri bilgi ve kültür seviyeleri hakkında da fikir veriyordu.
Çok iyi yapılan karakter analizleri, olaylarla çok iyi bir şekilde bağdaştırılması akıcılığı artıran nedenlerden birisiydi. Duygular ve olaylar zinciri yerli yerindeydi.
Doğum, Ölüm, İhanet, Sadakat, Acı, Mutluluk, Politika, Din konularının ayrıntılı bir şekilde ele alınması "bir insan, bir dünya" sözünde olduğu gibi, "bir kitap, bir dünya" dedirtmeyi de