Esir Şehir Üçlemesininin 2. si olan kitap tamamen hapishanede geçmektedir. İki bölüm olarak ele alınan kitabın ilk bölümünde hapishane zagonu okuyucuya olduğu gibi yansıtılmıştır. Ana karakterimiz Kamil Bey ilk bölümde hapishane jargonunda karşılığının hırsızlık olduğunu bilmeden suçuna ‘iftira’ demiş, buna uygun yerleştirildiği koğuşunda hükümlü olan insanların tüm zarar verici eylemlerine karşılık olumlu kimlik özelliklerini görmüş, açık bir şekilde soyulmasına rağmen öfkesini her defasında söndürmüş ancak Fatma Hanım’a kötü sözler söylenmesiyle koğuş ağası ve yaverlerini dövmüş, ilk bölüm sona ermiştir.
İlk bölümün ana temasına baktığımızda Esir Şehir İnsanları’nda İhsan’ın hapishane için ‘Burası çıplak insanlar ülkesi’ sözünün karşılığını tamamen bulduğunu görmekteyiz.
İkinci bölüme gelindiğinde kim olduğu anlaşılan Kamil Bey revirde kalmaya başlamış, Ittihatçi Arif Bey ile dostluk kurmuş, hapishanede kalanlar tarafından saygı görülmeye başlansa da açığı aranmaya devam edilmiştir. Kamil Bey bu bölümde aydın ve halk kesimi arasındaki uçuruma dair gözlemlerinden uzaklaşarak yönünü Anadolu’daki mücadeleye çevirmiş, mücadele haberleriyle yatıp kalkmıştır. Ancak yine bu bölümde hapishanedeyken eşi Nermin Hanım’ın tek tük ziyaretine gelmesini, balolarda vakit geçirmesini, hayatlarının gerçekliğinden uzak yaşamasını sorgulamış ve Nermin Hanım’ın güvende hissettirmediğini kendisine itiraf etmesiyle kitap beklenmedik sonla bitmiştir.
Kitaba genel olarak baktığımızda ise çöküntü döneminde otorite boşluğunun yarattığı adam kayırmacılığını, dışarıdaki toplumun bölünmüşlüğünün hapishanede de yer aldığını, yozlaşmayı, bürokrasinin devlet yararından uzakta menfaatleri doğrultusunda yaptığı eylemlerin sonuçlarını, sokağın ahlaksızlıklarını açıklıkla