Esir Şehir Üçlemesinin ilki olan kitapta savaşta yenik düşmüş bir devletin itilaf devletleri tarafından işgaliyle umudu/ umutsuzluğu, mücadeleyi, kabullenilmişliği,
halk ve aydın kesim arasındaki uçurumu net bir şekilde ifade etmiş; esir şehrin esir insanlarını tüm açıklığıyla göstermiş Kemal Tahir.
Anadolu’daki Milli Mücadele ile İstanbul’da Osmanlı Hükümeti; iki ayrı hükümet. Yaşadığı toprakları kurtarmaya çalışan halk, menfaatleri doğrultusunda manda fikrini benimseyen kesim, mücadelenin seyrine göre taraf değiştirebilecek insanlar.
Kitap; paşa çocuğu olan Kamil’in Balkan Harbi, Trablusgarp Savaşı, 1. Dünya Savaşı yıllarında mücadeleden uzak Avrupa ülkelerinde paşa babasının mirasını alışkanlıkları doğrultusunda düşünmeksizin tüketmesi, mirasın tükenmesine rağmen bunu yok sayarak İspanya’da karşılıksız Büyükelçilikte çalıştığı ( kitabın son bölümünde cezasının indirilmesinde etkisi olduğunu görüyoruz), mirasın tükenmesiyle İstanbul’a dönüp eşi Nermin Hanım ve 6 yaşındaki kızı Ayşe ile birlikte yaşam standartlarının çok altında olan bir evde yaşamaya başlamaları , ülke gerçekliğinden uzak kalan Kamil Bey’in iç çatışmaları, boşluk hissinden ve umutsuzluğundan çizdiği resimlerle uzaklaşmaya çalışmasıyla birlikte gerçeklerle yüzleşmesinin doruk yaptığı noktada Galatasaray Lisesinden olan ve Milli Mücadeleye olan desteğini gazete çıkararak gösteren arkadaşlarının teklifiyle gazetede çalışmaya başlamasıyla; Kamil Bey’in gözünden İstanbul’da yaşayan birbirinden farklı profildeki insanların milli mücadele yanlısı - karşıtlığı - tarafsızlığında kişisel özelliklerini yüksek bir gözlem gücüyle aktararak devam etmektedir.
Halk kesiminden olan kadınların milli mücadeledeki yeri ve erkekleri harekete geçirmede gösterdikleri yiğitlikleri ile burjuvazi ailede yetişen kadınların