İşte, diye düşündü, veda dediğin böyle olmalı. Nokta değil, üç nokta; biri toparlayıncaya kadar yarım bırakılan bir cümle. Açık kalan bir kapı. Uykuya dalar gibi.
O zamanlar akıp gitti elimizden ama çok da mühim değil. Yarın daha hızlı koşar, kollarımızı daha geniş açarız… Ve güzel bir sabaha uyandığımızda geçmiş bizi sürekli geriye çekmeye çalışsa da akıntıya karşı kürek çekmeye devam ederiz.