Bir başyapıt olmadığına şüphe yok, ama kahraman bir aydın olması beklenen bir doktorun, köylüler ve hayat ve ölüm karşısındaki aczini göstermesi bakımından edebiyat tarihinde özgün bir yeri var. Değeri de bu özgünlüğünden ileri geliyor. Askerin dişini çekerken çene kemiğini ve ölü doğan bebeğin yanlışlıkla kolunu kırdığı sahnelerdeki karamizah duygusu beni en çok eğlendiren satırlar oldu. Bir daha okuyacağımı sanmıyorum. Sırada "Köpek Kalbi" var.