Gündüzleriniz tasasız, gecelerinizin noksansız ve üzüntüsüz geçtiğinde değil, tam tersine, bunlar hayatınızı çevrelediğinde ve her birinin üstesinden, çıplak ve zincirinizden kurtulmuş bir şekilde geldiğinizde özgür kalırsınız.
Bu nehir son bir kez daha kıvrılacak ve bu topraklarda son bir kez daha çağıldayacak. ben sana geleceğim, tükenmeyen bir damla düşecek sınırsız bir okyanusa.
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
“Kime sövsem
hangi puşta,
hangi soysuza..
Onursuzluk batağının yarınsız yaratıkları..
Bu insan kılıklılar,
gözdeki pırıltının
alındaki ışığın
sevginin saygının
güzelin düşmanları..
Bu inatçı başağrısı böyle bu değil..
Dostlar değil dostlar..
Başımın suçu değil
Suçlu sen ben,
Suçlu şu bu
o değil..
Suçu vurmak gerekiyor,
Suçluyu değil.”