Ben senin için uzun konuşmalar yazdım. Sürekli seninle konuşuyordum. Yalnız olduğum halde, aylarca seninle konuşarak dolaştım durdum. Şimdi ise ne diyeceğimi bilmiyorum. Seni sadece hayal ettiğimde daha kolaydı.
İnan bana seni seviyorum, sesimi boya.
Seni özlüyorum, üzüntümü boya.
İnan bana seni özlüyorum, kederimi boya.
Seni başkalarının kederiyle düşünüyorum, düşüncemi boya.
Boşlukta hava olmadığını söyledin,
Ne ben seni çağırabiliyorum, ne sen beni duyabiliyorsun,
Bana bir ışık getir ışıksız nasıl boyayabilirim?
ve kalp ağırlaştığı daraldığı, sıkıldığı, kederli olduğu vakit, o zaman hatıralar onu tıpkı sıcak bir günün ardından gelen rutubetli bir gecede çiy damlalarının zavallı, kurumuş, gündüz vakti sıcaktan kavrulmuş çiçeği canlandırması gibi aydınlatır canlandırır.