Seshatın Güncesi

" Hayat, gerçekten de akıp giden bir su..." "Bizler de o suyun içinde, suyun istediği tarafa gitmeye mecbur odun parçaları!"
Sayfa 354 - Everest·Kitabı okudu
Reklam
Yunan Efzunlarını Sakarya’ya, İzmir’de denize döken biziz be!” diye bağırdı. Karşısında, meydan okurcasına dikilen yirmilik bir genç: “Ne yapalım? Döktünüzse döktünüz. İcap ederse biz de sizin yaptıklarınızı yaparız!” Ve tartışma olanca hızıyla sürüp gitmeye devam etti. “Biz eski toprağız. Bizim kursaklarımızda...” “Abdülhamit Efendi’nin ekmeği var, değil mi?” “Var tabii, ne sandın?” Delikanlı, parmağıyla duvardaki resimlerden birini işaret etti. Bu resim, Vahdettin’in bir İngiliz harp gemisine binişini gösteriyordu... “Bu da sizin nesilden çıktı ama!...” İhtiyar küplere bindi. Yunan başkumandanının kılıcını teslim alan “Başkumandan Halaskar Mustafa Kemal Paşa Hazretleri”ni gösterdi. “Bu da!” Genç, “Onu karıştırma,” dedi. “O bizim babamız!” “Tamam. Ama bizim nesilden...” “Eti sizin nesilden, ruhu bizim!”
Sayfa 358 - Everest·Kitabı okudu
Ölümü kurtarıcı gibi aradığımız günler oldu.
Everest·Kitabı okudu
Şaraplarını çektiler mi, kahramanlıkları akıllarına gelir.
Sayfa 359 - Karakter Adı: Naciye·Kitabı okudu
Yakından tanıdığımız ölülerin acısı daha çok sarsar.
Sayfa 384 - Karakter: Savcı·Kitabı okudu
Reklam