Bize ait bir yaşama... Dinlenmenin bile çaba gerektirdiği bir ülkede diye yazmış. Kitabın benim için en vurucu yerleri altıncı bölüm itibariyle başladı. Gayet güzeldi, akıcıydı ve adı gibi sadedeydi, sanırım bu da zihnimi dinlendirdi. Kesinlikle zihninizi susturmak istediğiniz bir an olursa kitabı okumanızı veya dinlemenizi öneririm.
Emeği geçen herkese teşekkürler,
Kesinlikle kitabı çok severek altını çize çize okuyacağınıza ve cümleler biriktireceğinize eminim. Beni etkiledi ve tekrar okunacaklar listesine ekledim. Zaman zaman birçoğunun kendine yönelttiği sorulardan sorgulamalardan oluşan öykülerden oluşuyor kitap. Kalemine sağlık
Öncelikle spoiler içerir uyarısını yapayım.
Kitabın tamamlanması 15 yıl sürdüğü için mi bilmiyorum, kitapta çok fazla kopukluk var. Bazı yerlerde ben mi kaçırdım, eee bundan sonra ne oldu diye düşünüyor insan.
İhmal ve istismar konusuna bu kadar değinmişken, ülke gündemine dair bu kadar araştırma yapmışken yazardan bu konuya dair daha farklı bir yaklaşım beklerdim başka bir çocukta, sürekli olarak arka planda dönen tema "Bizim gözümüz her şeye çabuk alışır. Burası Türkiye burada her şey on günde unutulur." En azından anne tutumunda olay değişir diye bekliyor insan! Dedesinin koluna bıçağı sapladıktan sonra ne oldu mesela, köşe bucak her adımda çocuğunu korunması için tembihleyen anne bunu farketmedi mi?" Bilemiyoruz ve bundan sonra uzay boşluğunda, işte burada "bizim gözümüz her şeye çabuk alışır." teması değişebilirdi. Ama yazar başka bir kopuklukla karşımıza geliyor, ana kahraman evlenmiş ama nerde tanıştı, kahramanın ablasına, abisine ne oldu? Daha bir sürü boşluk...
Kitap, ülke gündemi gibi bunaltıcı
ve bir olay daha bitmeden başka bir olayın olmasıyla o konuyu konuşamıyoruz bile. Gündem yetmediyse okuyabilirsiniz, aksi halde