Bende" dedi, "Mücevherden daha kıymetli şeyler de var."
Settarhan güldü. Tebriz'in ipek halılarını satamayacağına göre Sarafim'indükkânında mücevherden daha kıymetli ne olabilirdi?"Zaman görmüşlük daha kıymetlidir."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Bazen en büyük hakikatlerin bilgisinin en büyük günahlarla
yan yana durduğunu unutma Settarhan. Aşkın nizamı parçalanınca her şey göze abes görünmeye başlar. İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir.”
"Bir şehrin nabzı limanda atar, damarlarının tümü orada üst üste gelirdi. Orada vururdu hayat, limanın devinimi bir durursa şehir de sönüp gidecek zannedilirdi. Hastalık da sağlık da şehre limandan girer, şehrin nüfusunu oradan artar, eksilirse oradan eksilirdi. Settarhan bu şehrin kaderinde bir değişiklik yapacak değildi gerçi ama kendi kaderinin orada durduğu kesindi."
"Çocuk," dedi. "Benim hiç evlenmeyeceğimi anlamıyor musun? Ben evliliğe inanmam sadece aşka inanırım. Benim inandığım aşk da senin anladığın aşk değildir. Seni seviyorum, bunu biliyor olmalısın ama senin anlayabileceğin bir aşk değil bu."
"Peki" dedi Settarhan, "Ne olacak böyle?"
"Bir şey olmayacak. Çünkü sen beni sevmiyorsun. Sevene kadar beklerim. Yeter ki beni boşluklarına doldurmaya kalkma ve bir başkasının yerine koyma."
"Yıkılır. Yıkılmalı çünkü. Bu kapının iki kanadı ardına kadar açılmadıkça işçilerin, köylülerin, askerlerin ve denizcilerin savaşı kazanılmış olmayacak. Bu sel o kapıdan içeri akmadıkça, olmayacak. Ne olacaksa orada olacak. Kıyamet bu kapının önünde kopacak."
"Öyle kavî bir kapı nasıl açılır?" diye sordu Settarhan.
"Açılmayacak kapı yoktur Settarhan. Yeter ki ona yüklenecek kuvvet önünde biriksin."